26 Kasım 2020


Türkiye Dağlık Karabağ Sorunun Neresinde?



Muhammet Mehdi ERDOĞMUŞ

A- A+

Heyhat!

Nedir bu işin hikmeti?

Şeytan bile varmadan fitne ateşinin daha farkına,

Elde ve dilde benzinle koşmanın nedir gayesi…

--

Güney Kafkasya'da yer alan Dağlık Karabağ, eski bir Kürt bölgesi olarak bilinmektedir. Bir dönem Eyalet statüsü ile varlığını sürdürse de ‘de facto’ bir durum sonucu varlığına son verilmiştir.

Stalin tarafından 20. yüzyılın başlarında Azerbaycan’a ait özerk bir bölge haline getirilmişti. Arka planını bilmediğim ancak  ‘masa müzakereleri’ sonucu olduğunu düşündüğüm bir karar sonucu Ermenistan’ın bu bölgeyi talep etmesi üzerine, 1988 yılından itibaren Azerbaycan-Ermenistan arasında yıllarca devam edecek bir gerilime, 1990’larda da savaşa yol açmıştı.

BM’in (Birleşmiş Milletler) çekilme kararına rağmen Ermenistan işgal ettiği topraklardan geri çekilmemiş, aksine kalıcı yerleşim için büyük çabalar göstermiştir. Buna karşılık Azerbaycan da sorunu hiç soğutmamış ve yeni bir savaş için devamlı teyakkuz durumunda kalmıştır.

Zaman zaman çatışmalar yaşansa da, BM ve küresel devletlerin girişimiyle savaşa dönüşmeden ancak bir çözüm de ortaya koymadan anlaşmazlık ertelenmiştir.

Türkiye ise başından itibaren soruna müdahil olmadan ancak Azerbaycan müttefiki olarak bir tutum sergilemiştir. Bu tutumu Ermenistan tarafından eleştirilse de uluslararası toplum nezdinde hep kabul görmüştür.

Türkiye, ilk defa aleni bir tutum sergileyerek savaşın müdahil tarafı olarak yer almakta ve iki devlet arasındaki sorunlara elinde benzinle yaklaşmaktadır. Silah, mühimmat ve eğitim desteği yanında, Suriye’de kontrolünde tuttuğu binlerce barbar militanı ve kelle avcılarını para/ganimet karşılığında Ermenistan ile savaşmak üzere cepheye gönderildiği iddia edilmektedir.

Türkiye’nin geleneksel ve sağduyu politikalarına aykırı düşen bu yeni tutumunu “tek millet-iki devlet” milliyetçi ve hamasi iddiasına bağlamak yanıltıcı olur. Türkmenistan, Özbekistan gibi diğer Türki Cumhuriyetler için aynı ifadenin kullanılmaması dahi bu iddianın gerçek dışı olduğunu göstermek için yeterlidir.

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Ermenilerle olan yakın ilişkiler bilinmektedir. Müslüman olmalarına rağmen Azerilerle hiçbir dönemde bir yakınlık veya soydaşlık iddiası ortaya konulmamıştır. Hatta Osmanlı tebaası içinde Ermen toplumunun “sadık millet” olarak tanımlanması bu tezi doğrulamaktadır.

ABD onaylı Türkiye-Azerbaycan ilişkileri aslında bir tez konusu olarak değerlendirilmesi gerekir. Hiçbir gerekçe Türkiye’nin komşuları arasındaki sorunlara taraf olması, hele müdahil olması için gerçekçi ve makul değildir. Ortadoğu politikalarının bir benzerini Kafkasya’da sergilemek Türkiye’nin yararına olmayacaktır.

--

Tek marifeti anırmak olanla çıkılmaz yola,

Ne kadar yırtıcı varsa toplar yanı başına…

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır