10 Aralık 2019


Sivil Siyaset Hareketi



Hamit YAVUZ

A- A+

2013 yılında bir bildiri şeklinde deklare edip “Evrensel değişime paralel olarak Türkiye’nin ve bölgemizin geçirdiği değişim ve bu evrede yaşadığı sorunları müzakere etmek, toplumsal ve siyasal barışa katkı sağlayacak ortak bir siyaset geliştirme imkânı için düşünen siyasetçi, siyasal bilimci ve siyasetle ilgilenen kişileri buluşturmak” amacıyla oluşturulan Sivil Siyaset Platformu çalışmalarının üçüncü evresine girmiş bulunuyoruz.

“Sivil Siyaset Girişimi” adıyla başlattığımız ikinci evre çalışmalarımızı da başarıyla tamamlayarak III. Evre olan Sivil Siyaset Hareketi ile yeni döneme girmiş bulunuyoruz. Ankara’da farklı düşünen, farklı politik ve inanç tercihlerine sahip olan birçok aydın, entelektüel, siyaset ve düşünce insanını bir araya getirerek Türkiye’de bir İlki gerçekleştirdiğimize inanıyorum. 

Parlamento zemininde, partileri ve politik düşünceleri farklı olduğu gerekçesiyle birbirlerine selam dahi vermeyen politikacıların, oluşturduğumuz Sivil-Siyaset zemininde “ortak değerler” ve ‘Türkiye’ ortak paydasında uzlaşıp anlaştıklarına şahit oldukça, “ortak gelecek” için umutlarımız ve gelecek tasavvurumuz da artmaya başladı. Bu bağlamda, “ortak dil ve ortak gelecek” için püroaktif bir siyaset zemini oluşturmaya karar verdik.

‘Sivil Siyaset Hareketi’ olarak tanımladığımız platform, siyasetin yeni zemini olarak sivil, özgür ve evrensel ilkeleri benimseyen ve katkı sunmak isteyen herkese açık olacaktır. Herkesin ortak dil ve ortak gelecek paydasında kimliği, inancı, mesleği gibi farklılıklarıyla özgür ve sorumlu birey olarak bizimle birlikte olmasından da mutluluk duyacağız. 

2013 yılında başlayan Sivil-Siyaset serüvenimizi, Eczacı olmam hasebiyle ilaç bağlamında bir örnekle açıklamak istiyorum:

Bir X ilaç piyasaya sürülüp başarı elde edince, başka bir firma ilacın molekül yapısını değiştirip “Ben de yeni bir ilaç buldum, işte size Y”, hatta bir başkası da Z ilacını piyasaya sürüp pastanın büyüklüğüne göre aynı piyasada rekabet eder dururlar. Sağlık piyasasında bu tür ilaçlar “me too“/”benim de olsun” ilaçları olarak tanımlanır.

Bizim siyaset geleneğimiz ve siyasi parti anlayışımız da “kurtarıcı” etrafında oluşan bir yapı (molekül) biçiminde günümüze kadar hep aynı molekül etrafında geliştirilmiştir. İsimleri farklı farklı olsalar da aslında birbirlerinin aynısıdırlar.

Şüphesiz yenilenen molekül yan etkiyi düşürmek, etki süresini uzatmak vb. İyi yönleri olur, yeni siyasi partiler de değişim ihtiyacına cevap veriyor gibi davranıp olumlu etki gösterebilirler.

İlaçların etkisiyle toplum, 2019 yılında yanakları al al olmuş hatta obeziteye doğru giderken bunu bir zenginlik belirtisi olarak algılıyor olabilir. Bireyler teknolojinin etkisi ile her şeyi bildiğini zannedip bilge görünüyor olabilir. Kozmetik ürünlerle, askeri dönemlerde aldığı fiziksel darbeleri kapatmaya çalışıyor olabilir. Zihinsel buhranlarını uyuşarak atlatıyor gibi görünebilir amma... 

Son yıllarda yapılan çalışmalarda insanın zihinsel ve bedensel sağlığının ana merkezinin bağırsakları olduğunun ispatlanmış ve bağışıklık sisteminin temel dinamiğinin doğru çalışan bir sindirim sistemi olduğu ortaya konulmuştur. Buna göre fikri ve maddi olarak doğru düzgün üretemeyen dolayısıyla ne yediği belli olmayan, fiziki olarak da ne üretirken ne de tüketirken efor sayamadığımız için kısır dönüşüme giren insanlarımız sağlık anlamında kayba uğradıkları çok açık.

Sivil Siyaset kültürü de, siyasetin bağışıklık sistemidir. Bu kültürden yoksun olan siyasetçiler, siyaseti ve siyasetteki yeniliği, değişimi ne anlayabilirler ne de hazmedebilirler.! Sivil olmayan hiçbir ideoloji, din veya siyaset, baskıcı yöntemler dışında birlikte ve eşit yaşamanın gerekliliğini ortaya koyamaz. Zehirli gıdanın vücudun sindirim sistemini bozduğu gibi, siyasal ve ideolojik baskının da siyasetin bağışıklık sistemini bozduğu ortadadır.

Bu bakımdan sağlıklı olmak için doğru beslenmek, sağlıklı bir yaşam için az yiyip çok hareket etmek ve kaliteli bir yaşam için ne yediğine, ne tükettiğine dikkat etmek gibi uymamız gereken zorunlu kurallar olduğu gibi, siyaset için de öncelikle sivil düşünce ve sivil kültür gerekir. Sivil kültür üzerine inşa edilmeyen bir siyaset, eşit ve ortak bir geleceği de inşa edemez.

Sivil siyaset hareketi de insanlık değerlerini ‘ortak payda ‘ görenleri ortak bir amaca götürmek için yola çıkıyor. Farklılıklarımızla siyasetin yeni zemininde buluşmak üzere hayırlı olsun.!

 

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır