25 Ekim 2020


Sivil Siyaset Hareketi Doğru Yolda



Hamit YAVUZ

A- A+

Temmuz’ ayı başlarında (2019)  kurduğumuz Sivil Siyaset Hareketi sitesi, geri dönüşlerden aldığım olumlu tepkilerle beklentimin üzerinde bir okuyucu memnuniyeti olduğu anlaşılmaktadır. Ortak dil ve ortak gelecek tahayyülümüzde doğru yolda olduğumuza ilişkin destek mesajları geldi. Oysa başlangıçta kafa karışıklığı ve tereddüt yaşamıştım. Bunların artık geride kaldığını ve aldığım olumlu tepkilerle daha çok umutlandığımı ve istikametimizin doğru olduğu yönünde inancımın arttığını ifade etmeliyim.

Bizler, geçmişte yaşadığımız nostaljik hatıraları paylaşmak veya bir partiye dönüşerek politik heveslerimizi tatmin etmek için yola çıkmadık. Sivil Siyaset ve Yeni Siyaset iddiamız bir parti kurmaya yönelik değildir ve olmayacaktır. Ancak birlikte yola çıktığımız ve aynı zemini paylaştığımız arkadaşlarımızın kuracağı veya yer alacakları herhangi bir partiye sivil siyaset ilkelerini ve kültürünü taşımalarını sağlamaktır.

Bizler, yenliğin, yenilenmenin, yeni bilgiler edinmenin ve özgürleşip ufuklara açılmanın yolunun sivil düşünceden ve ortaklaşma kültüründen geçtiğine inanıyoruz. Otoriter/ideolojik siyasetin; toplumu dönüştürme, değiştirme çabalarının aksine, Sivil siyaset; toplumun dönüşüm ve değişimi için zemin oluşturmayı ve yollar açmayı hedeflemektedir. Bu da ancak sivil ve özgür düşünme, akletme ve ortaklaşma ile mümkündür. Bizler bunun zeminini oluşturmak ve yollarını açmak için bir aradayız.

Ortaklaşmayı sadece siyaset alanı için düşünmemek gerekir. Örnek olması bakımından yazıyorum: Türkiye’nin %40’lık pamuğunu üreten Şanlı Urfa’nın ürününün Konya’daki atölyelerde işlenerek kullanıma sunulan çırçır fabrikaları olmasa, İTÜ’den mezun tekstil mühendisleri ürünü işlemese, İzmir limanında ki çalışanların emeği olmasa beyaz altın sadece pamuk olarak kalacaktı ama ortaklaşarak sanayi ürününe çevrilince toplum için bir zenginlik kaynağı olabiliyor.

Sivil alanda ortaklaşma; özgürlük, eşitlik, hak ve hukukun üstünlüğü ve adalet gibi insanlığın ortak talepleri için toplumsal ve siyasal mutabakat ihtiyacını bir zorunluluk haline getirir. Farklılıklarımızla ve haklarımızla birlikte olmayı bir gereklilik sayar. Ayrışmayı, kutuplaşmayı, bölünmeyi, tekdüze kalmayı, birbirimize üstünlük taslamayı ilkellik, gerilik, cahillik kabul eder. Bunları da ancak sivilleşerek, özgürleşerek, medenileşerek ve ortaklaşarak aşabileceğimize inanıyoruz.

Gerçekten de bizler, zor olana talibiz, ne gönülleri ne de toprak parçalarını feth etmek istiyoruz, sadece farklılıklarımızla ve haklarımızla ortaklaşmak, birlikte olmak istiyoruz.

Sivil siyaset zemininde geleceği ve elbette geleceğin siyasetini konuşacağız ancak sivil siyaset zeminini salt bir siyasi oluşum çabası olarak görmek büyük bir yanılgı olacaktır. Böyle bir izlenim verdiysek herkesten özür dileriz.

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır