25 Ekim 2020


Sivil Siyaset Hareketi Pasif değil, Aksiyonerdir!



Hamit YAVUZ

A- A+

Tarihsel ve toplumsal deneyimlerimizin sonucu olarak anlıyoruz ki, Sivil Siyaset kültürü gelişmedikçe sivil örgütlülük, hukuk, adalet ve demokrasi mücadelesini ortaklaştırmak mümkün değildir. Adalet/hukuk iddiamız da, sadece kişisel ihtiyacımızdan kaynaklandığını da bu tecrübelerimizden anlıyoruz. Çünkü başkaları ihtiyaç duyduğunda ya görmezden geliyoruz, ya da farkında dahi olmuyoruz. Bu nedenle, Adalet/hukukun üstünlüğü temelinde toplumsal mutabakatın sağlanabilmesi için sivil siyaset zeminin gerekli olduğuna inanıyoruz.

2013 yılından beridir yürüttüğümüz Sivil-Siyaset çalışmalarından da anlıyoruz ki, siyasi partiler dâhil “demokratik kuruluşlar” olarak bilinen örgütlülüğün sivil düşünce ve demokratik anlayış ile pek de örtüşmektedir. Belki de, sivilleşmenin ve demokratikleşmenin önündeki engeller olarak dahi tanımlanabilir.

Bu bağlamda ifade etmek isterim ki, Sivil Siyaset hareketi bir parti veya partileşme hareketi olmadığı gibi bir partinin yandaşı veya karşıtı da değildir. Sivil düşünceyi, sivil siyaseti, sivil toplumu, sivilleşmeyi, özgürleşmeyi, diyalog ve uzlaşmayı ve çoğulcu demokraside ittifakı savunur. Bu ilkeler temelinde demokratik siyasete katkı sunmayı veya doğrudan siyaset yapmayı hedefleyen bir hareketiz.

Paradigmasını ortak akıl, ortak dil, ortak gelecek üzerine kurmuştur. Ayrışma, bölünme, kutuplaşma siyasetinden uzaklaşarak, herkesi kendi kimliği ve haklarıyla kucaklayarak ortak paydalarda birlikte, bir arada olmanın zorunluluğuna inanan siyasi bir hareketiz.

İnanıyoruz ki Türkiye, farklı etnik, inanç, mezhep ve dini kimliklerle birlikte tanımlanınca ancak her kesimin ve 80 milyon vatandaşın devleti olur. Bunun güvencesi de hukuktur, çoğulcu demokratik siyasal sistemdir. Aksi halde Türkiye’yi, hukuk devleti ve demokrasi tanımı içine almak mümkün olmayacaktır.

Yargıtay Onursal Başkanı Prof.Dr.Sami SELÇUK: “Hukuk, adalet süzgecinden; devlet de hukuk süzgecinden geçtikten sonra elde edilen şey, hukuk devletidir; hukukun üstünlüğüdür. Özgürlükçü ve çoğulcu demokrasi hukuk devletinin, hukukun üstünlüğünün siyasabilimsel; sivil toplum da toplumbilimsel vurgusudur..” der.

Bizler de, herkes için demokrasi, herkese adalet ve hukukun üstünlüğüne dayandırılacak bir devlet diyoruz.!

Ancak bütün bunların sivil düşünce, sivil siyaset ve sivil zeminde gerçekleşebileceğine inandığımızı da belirtmeliyim.!

 

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır