17 Haziran 2021


Katile Özenmek/Özendirmek!



Muhammet Mehdi ERDOĞMUŞ

A- A+

Hizmet etmek gerek insanca bu dünyada,

Şeytanlığa varmak bir anlık insanlıktan çıkmakla!

--

Emniyet Genel Müdürü imzasıyla yayınlanan yeni bir genelge ile “polisleri kaydeden kişilerin engellenmesi ve haklarında adli işlem yapılması gerektiği” konusu yeni tartışmalara yol açmıştır.

Söz konusu genelge ile artık görev başında olan kolluk personelinin ses ve görüntü kaydını almak yasaklanmış, görüntü ve ses kaydı yapanların engellenmesi istenmektedir. Esas dikkati çeken; genelgenin gerekçesidir.

Kamusal görev yapanların eylemini görüntülemeyi "özel hayatın gizliliğinin ihlali" olarak tanımlamak ve kolluk personelinin görevini yapmasını engellediğini savunmak bir hukuk garabeti olarak tartışılmaktadır.

Gerçi Türkiye’de resmi uygulamaları artık hukuk, hatta mevcut yasalar bağlamında tartışmanın bir önemi olmadığını biliyoruz. En azından olup bitenleri anlamak açısından değerlendirmekte yarar görüyorum.

Kolluk görevlileri, yasalar çerçevesinde ve yasalara bağlı kalarak kamu düzenini korumakla yükümlü bir devlet kuvvetidir. Esas görevleri de adalet mekanizmasına, yani yargıya yardımcı olmaktır. Bu görevini yerine getirirken bazen zora başvurmak durumunda kalabilirler. Bu istisnai bir durumdur ancak bu durumda da yasal yetkisini aşmaması gerekir.

Bu çerçevede görev yapan kolluk kuvvetlerinin görüntü ve ses kaydından korkmaması gerektiği çok açıktır. Bu nedenle de kamusal görev esnasında görüntü alan medya mensupları dâhil hiç kimse engellenemez ve görüntü almaktan alıkonamaz!

Peki, neden söz konusu genelgeye ihtiyaç duyuldu? Kamusal görev, nasıl olur da  “özel hayat” olarak tanımlanabilir? Kamu görevlisinin yasadışı eylemini görüntülemek, nasıl olur da "özel hayatın gizliliğinin ihlali" sayılıp “suç eylemi” kapsamına alınabilir?

Anayasa’ya aykırılık teşkil ettiği ve yürütmenin keyfi bir uygulaması olarak tanımlayanları haklı görmemek mümkün mü?

Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edileceği konusunda bir şüphe duymuyorum. Ancak böyle keyfi bir uygulamaya başvurmak son derece kaygı verici bir durumdur. Bütün kamu görevlileri için zorunlu olan yasalara uymak, kolluk görevlileri için de geçerlidir. Aksi halde, yasaların yok sayıldığı bir ülkede, kamu görevlileri için keyfi uygulamalar ve keyfi müdahaleler imkânı doğar ve yasalara güven ortadan kalkar.

Görevi, kamu düzenini korumak ve bozulması durumunda yeniden tesis etmek olan kolluk görevlilerin keyfiyeti, hem kamusal düzeni, hem de toplumsal düzeni temelden sarsacağı kesindir.

Yasalara ve görüntü alma özgürlüğüne rağmen bunca yanlışın yapıldığı ülkemizde, söz konusu genelgeyi savunmak gerçekten şaşırtıcı ve ürkütücüdür.

ABD’de zaman zaman rastlanan, polis ’in siyahi insanlara yönelik kin ve nefret dolu muamelesi, ne yazık ki son zamanlarda ülkemizde de sık sık rastlanan sıradan vakalar oldu. Buna özenen ve özenlendirilen bir ortam varken, genelge ile bu durumun meşrulaştırması dehşet vericidir.

Geçen yıl, 25 Mayıs 2020'de ABD'nin Minneapolis kentinde kanımızı durduran bir olaya şahit olduk. Polis memuru Derek Chauvin'in, kameralar önünde yere yatırdığı George Floyd'un boynuna dizini dayayarak nefes almasını engellediğini ve yavaş yavaş ölümünü beklediğini belki milyarlarca insan izledi. Dünyanın başka ülkelerinde de benzer olaylar hiç de az değildir.

Ancak bu olayda cani polis memurunun, görüntü alınmasına ve kamera kayıtlarına rağmen rahat bir ruh hali içerisinde davranması dikkat çekçiydi. Peki, ya görüntü ve ses kaydı yasağı durumunda, bu polis memurunun nasıl davranabileceğini tahmin edebilir miyiz?

Benzer olayların birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de yaşandığını biliyoruz. İzmir’de gerçekleşen 1 Mayıs gösterilerinde kaydedilen bir görüntü, bizi ABD ‘de yaşanan olaya götürdü. Gözaltına almak için göstericiyi yere yatırıp dizini boynuna bastıran polis memurunun duruşu, vücut dili ve ruh hali ABD Polisi Derek Chauvin ile neredeyse aynıydı. Bu tavrı, sıradan bir özenti olarak görmek yanlıştır.

Bırakın halkı koruması gereken bir kolluk görevlisinin, ABD’li bir caniye, katile özenmesi, insanlarımızın nasıl bir ruh haline sahip olabileceği gerçeğini ortaya koymaktadır. Genelgeyi bu bağlamda da değerlendirmek gerekmez mi?

--

Adaletten şaşanın olmaz ne imanı ne insanlığı

Gün gelir kalmaz yanına çeker elbet cezasını!!!

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır