27 Şubat 2021


Doğaya Dönüş: İnsan – Doğa İlişkisi Üzerine Yeniden Düşünme Fırsatı



Hasan Fehmi ERDOĞMUŞ

A- A+

Nefretimizi besleyecek düşman yok; anlamsız milliyetçilik nutukları, ölümü kutsamak, şehit edebiyatı yok. Gözle göremediğimiz bir virüse yenilmemek için mücadele ediyoruz. “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” ya da “hiçbir şey değişmeyecek” arasında gidip geliyoruz. Ancak en çok konuşulması gereken hususu en az konuşuyoruz diye düşünüyorum. 

Doğa-insan ilişkisini yeniden tanımlamak için bir fırsatla karşı karşıyayız. Asıl bu fırsatı kaçırmamalıyız. Bütün benliklerimize, bütün evrene hükmetmeye kalkan egolarımıza rağmen ne kadar aciz olduğumuzu, bir virüse nasıl yenildiğimizi görmüş olduk. Nerdeyse din yerine tapılan bilimsel gelişmişliğin, adeta “Tanrı’yla boy ölçüşmek(!)” için inşa edilen piramitler benzeri ticari merkezlerin, gökdelenlerin pek bir işe yaramadığını gördük. 

Bu acziyetin bizi yeniden düşünmeye sevk etmesi gerekiyor. Bunu, bütün insanlar bir sorumluluk olarak yerine getirmeli. Kendini bir inanca ait görenler de, bir de dini inançları açısından ayrıca yapmalı. İbadet mekânları kapalı, toplu iftarlar, teravih namazları yok. Hatta Ramazan ayının Müslümanlar için en anlamlı yaşanacağı yer olan Kâbe de kapalı. Bütün bunlar doğa ile kurduğumuz ilişkiyi düşünmek için yeterli değil mi? Yoksa yine “Allah azgın kullarını cezalandırıyor” kolaycılığı ile kendimizi temize mi çıkaracağız? 

Hepimizin tek tek doğa ile kurduğumuz yanlış ilişkiyi düşünmemiz gerekiyor. En basitinden kendimizi hapsettiğimiz betondan mezarların bizleri nasıl da sıktığını, küçük bile olsa bir bahçe ihtiyacına duyduğumuz özlemi sorgulamamız gerekiyor. Özlediğimiz anne-babalarımız- sevdiklerimiz, dostlarımız, uzunca zamandır gerçekten tanımak için dahi zaman ayırmadığımız eşimiz, çocuklarımızla olan münasebetimizi düşünmemiz gerekiyor. 

Tek başımıza sebep olduğumuz kirliliğe, doğaya verdiğimiz tahribata bakmamız; ürettiğimiz çöpü, bu çöplerin nelere sebebiyet verdiğini, iyiyi, temizi, güzeli yemek yerine tükettiğimiz yiyecekleri düşünmemiz gerekiyor. “Dünya durdu” dediğimizi, dünyanın sadece kendi dünyamız olduğuğunu, aksine aradan çekildiğimizde dünyanın kendini ne kadar hızlı toparladığını görmemiz gerekiyor. 

Sadece biz varmışız gibi davranmayı bıraktığımızda, havanın nasıl da temizlendiğini, hayvanların özgürce ortalığa döküldüğünü, kuşların yine cıvıl cıvıl öttüğünü, güneşin en parlak haliyle bizi umursamadan doğduğunu düşünmemiz ve bu güzellikle birlikte, bunun parçası olarak var olmayı başarmamız gerekiyor. 

Devletlerin, büyük şirketlerin çok geçmeden küresel iklim krizi ile ilgili önlemler alması gerekiyor. Artık parasal mazeretlerin hiçbir öneminin olmadığını da en acı şekilde öğrenmiş olduk. Bu pandemi sebebiyle oluşan, özellikle ekonomide ciddi maliyetleri düşündüğümüzde, dünyayı daha iyi bir yer yapmak için harcanacak paraların pek bir kıymeti olmadığını biliyoruz. Ancak bu meselenin topluma, devletlere, uluslararası ilişkilere bakan kısmı. Bunları gerçekleştirmek için önce bireysel olarak doğa ile kurduğumuz ilişkiyi yeniden düşünmemiz gerekiyor. 

Meseleyi “keşke pembe panjurlu, bahçeli küçük bir evim olsaydı” romantizminden çıkararak, yediklerimizle, tükettiklerimizle, attıklarımızla, inşa ettiğimiz sokaklarla, mahallelerle yeniden doğa ile ilişkimizi sorgulamalı ve özümüze dönmeliyiz. Aksi takdirde bir sonraki felakette çok daha çaresiz kalabiliriz.

 

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır