26 Kasım 2020


Uluslararası İlişkilere Giriş



Muhammet Mehdi ERDOĞMUŞ

A- A+

Bilmiyorum demek erdemdir bilmiyorsan eğer,

Bilmediğinde ısrar etmekse cahilliğin şanındandır!

 

 

Kısaca, uluslararası ilişkileri devletlerarası veya meşru örgütlerin uluslararası sorunlarını diplomasi yoluyla müzakere etmek ve çözmek sanatı olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda değerlendirildiğinde kendine özgü bir dilinin, bilgi, siyaset ve yeteneğin olması gerektiği açıktır.

Müzakereyi gerektiren sorunlar kadar, sorunlarda rol alan diplomatların da etkisi ve önemi büyüktür. Siyaset, tarih, coğrafya, felsefe, sosyoloji, hukuk ve en önemlisi diplomasi dilini ve sanatını iyi bilmeleri gerekir. Ülkelerini temsil ettikleri için de kültürlerinin gereği olan üslup, nezaket, adap ve davranışları da kuşkusuz büyük önem taşır.

Bu nedenle seçilen diplomatların temel bilgiler yanında, gerekli erdeme sahip olmaları da zorunludur. “uluslararası arenada dost veya düşman yoktur, çıkarların uyuşması veya çakışması durumu vardır” gerçeği, erdemli olma ihtiyacını ortadan kaldırmamaktadır. Ülke çıkarlarının ve bu alandaki stratejinin önemini ifade etmektedir.

Bir yönüyle ülkelerin uluslararası çıkarları ve itibarları, diplomatların beceri, bilgi, erdem ve başarısına bağlıdır. Saygın devletlerin mutlaka saygın diplomatları olmalıdır. Aksi halde devletlerin de saygınlıkları zarar görür ve ilişkiler zedelenir.

Bazen devletleri savaş eşiğine getiren diplomatlar olduğu gibi, savaş eşiğinden çeviren diplomatlar da vardır. Saygın ve muteber olan şüphesiz bu ikinci şıkta yer alan diplomatlardır. 

Yine biliyoruz ki diplomasi, tek başına diplomatlardan da oluşmuyor. Stratejik bir alan olması nedeniyle çok farklı unsurların da yer alması doğaldır. Bir bütün olarak düşünülmeli ve buna göre donanımlı kadrolardan oluşturulmalı. 

Ne yazık ki bugünün Türkiye’si için böyle bir donanım, yeterlilik ve saygınlıktan söz etmek oldukça zordur. Devlet bürokrasisinin ehliyet ve liyakat eksikliğinin bir benzeri diplomaside de yaşanmaktadır. Cehalet ve hamaset siyasetinin uluslararası ilişkileri de etkilediği ortadadır. Büyük Elçi olarak atandığı ülkenin dilini dahi bilmeyen diplomatların olması, bu alandaki yetersizliği göstermesi bakımından yeterli örnektir. 

Bölgesinde barış ve istikrar ülkesi olması gereken Türkiye’nin, istikrarsızlık unsuru olarak bölgesinde rol oynaması büyük bir talihsizliktir. Komşularıyla “sıfır sorun” hedefiyle iyi ilişkiler kurgulayan Türkiye’nin, “sırf sorun/herkesle sorun” noktasına gelmesi büyük bir tehlikeyi de haber vermektedir. 

Irak, Suriye, Libya, Mısır ve Doğu Akdeniz’de yaşanan sıcak gelişmelerin nedeni başarısız bir diplomasi değil de nedir? Küresel güçlerle ilişkilerinde sağa-sola savrulan bir ülke için diplomatik başarıdan söz edilebilir mi? Komşuları için güven vermeyen bir dış politikanın ülke yararına sonuçlar doğurması mümkün mü? Uluslararası sözleşmelere uymayan, anlaşmalara bağlı kalmayan bir devletin saygınlığı, itibarı olur mu?

Türkiye, içerde olduğu kadar dışarda da çok kötü bir imaja sahiptir. Kötü imajın nedeni kötü yönetim ve yetersiz temsildendir. Ehliyet ve liyakat ilkelerini önemsemeyen bir yönetim ve siyasi anlayışın sonuçlarını açıkça görmekteyiz. Daha fazla zorlamak, daha fazla kötü sonuçlar doğuracağı anlamına gelmektedir. “Zararın neresinden dönülürse kârdır” anlayışının gereğini yapmak ve kötü gidişatı durdurmak gerekir. 

 

İşi ehline vermeye direnen cahil

Bal Arısının işini Dışkı Böceğine verirse,

Toplayacağı şey bal olmayacaktır…!

 

 

 

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır