19 Haziran 2024


Ukrayna’da yaklaşan büyük taarruz



Haluk ÖZDALGA

A- A+

Ukrayna’nın uzun süredir beklenen büyük taarruzu büyük olasılıkla Mayıs ayında başlayacak.

Savaş alanında dengenin ciddi ölçüde Ukrayna lehine değişip değişmeyeceği bu askeri harekatın sonuçlarına bağlı. Ukrayna’nın eline böyle bir fırsatın bir kez daha geçmesi, Amerika’da yaklaşan seçimler ve Avrupa’da gevşeyen ilgi nedeniyle, hiç kolay görünmüyor.

O nedenle büyük bahar harekâtının sonuçları; Ukrayna’nın, Rusya’nın ve başka pek çok şeyin kaderi üzerinde hayati etkiler doğuracak.

Rusya aylardır tüm cephe boyunca çok katmanlı savunma hatları hazırlıyor. Araziye bol miktarda mayın döşendi, derin ve geniş hendekler kazıldı, tankları durdurmak için betonarme “dev dişi” adı verilen engeller inşa edildi, vs.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg sadece birkaç gün önce “söz verilen savaş araçlarının % 98‘i teslim edildi ve Ukrayna şimdi topraklarını geri alabilmek için ihtiyaç duyduğu askeri kapasiteye sahip” açıklaması yaptı. Bu aynı zamanda, büyük taarruzun eli kulağında olduğu sinyali.

NATO Genel Sekreteri doğru söylüyor. Amerika liderliğinde NATO’nun Ukrayna’ya verdikleri, dünyanın en modern ve en güçlü silah sistemleri.

İşte bazı örnekler: Amerika’nın Abrams, Almanya’nın Leopard tankları. Patriot hava savunma sistemi. Türkiye için yıllardır konuşulan, yılan hikayesine dönen ve hâlâ masada bekletilen Fransa-İtalya yapımı SAMP/T sistemi. Almanya’nın en son geliştirdiği ve henüz kendisinin dahi kullanmadığı IRIS-T kızıl ötesi füze sistemi. Bir kısmı uzaydan güdümlü füze fırlatabilen gelişmiş obüs ve topçu bataryaları. Yüksek hız, manevra ve koruma gücüne sahip binlerce modern zırhlı personel taşıyıcı, vs.

Tabii hepsi bu kadar değil. Amerika’nın uzayda kendi yörüngesinde dönen çok sayıda istihbarat uydusu, iletişim için kullanılan 3500 civarındaki Starlink uydusu ve füzeleri uzaydan dünyadaki hedeflere yönlendiren özel geliştirilmiş uyduların hepsi Ukrayna’ya destek sağlıyor.

Ukrayna askerleri değişik NATO ülkelerinde eğitildi. Almanya’daki NATO karargahında Amerikalı kurmaylar, Ukraynalı meslektaşlarıyla beraber harekât planlarını hazırladı. Özel harekât, eğitim ve istihbarat görevleri yapan NATO askerleri Ukrayna’da konuşlandırıldı. Bunların bir kısmı muvazzaf bir kısmı emekli asker olarak sahada.

Bu bir NATO-Rusya savaşı. Ancak Amerika ve NATO henüz Ukrayna’da hemen hiçbir hedefine ulaşamadı. Moskova’da rejim değişikliği beklediler, olmadı. Rusya ekonomisini yaptırımlarla çökertmek istediler, tutmadı. Dünyadan tecrit etmeyi hedeflediler, yürümedi.

Başarısızlıklar artık Batılı gözlemciler tarafından da kabul ediliyor. Buna karşılık bugün gelinen noktada Rusya, Ukrayna topraklarının yaklaşık %20’sini kontrol ediyor. Ukrayna mahvoldu.

Washington’un Ukrayna savaşındaki nihai hedefi, Başkan Biden’ın defalarca açıkladığı gibi, Amerika’nın dünyanın tek lideri olduğunu kanıtlamak ve küresel hegemonyasını sürdürmek.

Amerika’nın tek küresel lider konumunu savunan ve İngilizce argoda bazen “wonk” diye anılan masa başı derin enteller, savaştan önceki analizlerinde küçümseyici bir dille “Rusya dediğin ne ki, ekonomik büyüklüğü hepsi hepsi İtalya kadar” diye yazıp çizerdi. NATO’nun şimdi seferber ettiği güce ve karşılığında alabildiği neticeye bakılırsa, wonk’ların söyleminin ne denli boş çıktığı ortada.

Şu anda bilinmeyen, Ukrayna taarruzunun ne zaman ve nereden başlayacağı – ve tabii sonucu. Ama bahar taarruzu kesinlikle, kader belirleyici olduğu kadar savaşın en kanlı dövüşlerini kapsayacak.

Ne var ki, aşağıdaki haritayı ekranda biraz büyütüp yakından incelersek, taarruzla ilgili bazı öngörülerde bulunabiliriz.

Harita: 30 Nisan 2023 itibariyle Ukrayna’da durumun özeti. Kırmızı boyalı alanlar Rusya’nın kontrol ettiği Ukrayna toprakları. Rusya’nın 2014’de ele geçirdiği Kırım ve Donbas’ın sınırları siyah çizgilerle, 24 Şubat 2022’de başlayan savaşta aldığı toprakların sınırı kırmızı çizgilerle gösteriliyor. Mavi boyalı alanlar, Rusya’nın 24 Şubat sonrasında işgal ettiği ve Ukrayna ordusu tarafından geri alınan arazi parçaları (Kaynak: Institute for the Study of War, Washington DC, ABD).

Ukrayna ordusu çok büyük olasılıkla, Zaporijye (haritada ‘Zaporizhia’) kentine yakın cephe hattı üzerinde bir yerden güneye doğru, yaklaşık 110-140 km boyunca bir yarma harekâtı ile mutlak surette Azak Denizi sahillerine (‘Sea of Azov’) ulaşmak isteyecek.

Çünkü başarırlarsa, batıda kalan Rus birliklerinin, o arada Kırım’ın Rusya ile bağlantısını koparacak ve Kırım’ı tehdit eden bir konum yakalayacaklar. Böyle bir üstünlük elde ederlerse, Kırım’a lojistik destek akışını tamamen kesmek için daha önce sınırlı bir sabotaj düzenledikleri Kerç Köprüsü’nü bu kez NATO yardımıyla imha etmek isteyebilirler.

Önümüzdeki aylarda izleyeceğimiz çatışmalar sırasında Kırım’ın adını daha sık duyacağız. Yakın zamana kadar Ukraynalı siyasi ve askeri çevreler daima, Kırım dahil tüm Ukrayna topraklarından Rusları tamamen atana kadar savaşa devam edeceklerini açıklıyordu. Kısa süre önce Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski ilk kez, Ukrayna ordusu ‘Kırım sınırına ulaştığında’, Moskova ile barış müzakerelerine başlayabileceklerini söyledi.

Bu açıklama bir yönüyle Kiev’in siyasi hedeflerini yumuşattığını ve toprak tavizi verebileceğini gösterirken, diğer yönüyle zımnen askeri hedefin öncelikle Azak Denizi sınırlarına ulaşmak olduğuna işaret ediyordu.

Ukrayna bu taarruzda kesinlikle ciddi sonuçlar elde etmek ve destek sağlayan Batılı hamilerine göstermek zorunda; küçük toprak kazanımları asla yeterli olmayacak. Sadece küçük kazanımlar veya yenişemezlik durumunda, bugünkü düzeyde askeri desteğin devam edemeyeceği Kiev’e uygun dille bildirildi.

Bu kritik noktayı iki ay önce ayrıntılı irdelemiştik.

Eğer Ukrayna açık üstünlük sağlarsa, büyük toprak parçaları alırsa ve Kırım’ı tehdit eden konuma ulaşırsa, Putin dahil hiçbir Rus liderinin dönüş yapmayacağı, yapamayacağı neredeyse kesin. Moskova, ne kadar gerekirse o kadar el yükseltecek ve sonuna kadar gidecek. O noktada neler olur, öngörmek imkansız.

Sergey Karaganov (soyadının kökeni herhalde Karahanoğlu), yaşayan en etkili Rus strateji uzmanlarından biri ve Moskova’da Putin dahil üst düzey siyasilerle yakın ilişkilere sahip. Yıllardır Ukrayna’da savaşın kaçınılmaz olduğunu söylüyordu, dedikleri çıktı.

Sovyetlerin çökmesinden sonra Rusya’nın NATO’ya girmesini savunuyordu. Batı o projeye sırt çevirince Karaganov’un yıllar önceki çarpıcı yorumu şöyleydi:

“Rusya’nın NATO’ya katılmasına izin vermemek, siyaset tarihinin en berbat yanlışlarından biri oldu. Rusya ve Batı, Ukrayna’nın eninde sonunda kurban edileceği, otomatik bir çatışma güzergahına girmiş oldular.”

Şimdi değerlendirmesi şöyle:

“Bu savaş Ukrayna ile ilgili değil. Batılı seçkinler, düşüşte olan hegemonyalarını kurtarmak için başlatılan savaşta Ukrayna vatandaşlarını top dolgusu olarak kullanıyor.

Rusya bu savaşı, sadece seçkinlerini değil ülkenin kendisini korumak için yapıyor. Kaybetmeyi göze alamaz. O nedenle Rusya bu savaşı kazanacaktır; öyle umut ediyorum ki daha yüksek şiddet düzeyini kullanmaya ihtiyacı kalmadan.”

Karaganov’un görüşleri sadece Rus siyasi seçkinleri veya aydınlar arasında değil, halk arasında da geniş ölçüde paylaşılıyor.

Ukrayna’nın başarısı ve yenişemezlik durumuna ilaveten üçüncü senaryo, Rusya’nın üstünlük sağlaması.

Askere alma potansiyeli açısından üstünlük Rusya’da. Kendi askeri sanayiine dayanarak savaş yapması bir başka avantaj sağlıyor. Ayrıca Ruslar, Sovyet döneminden bu yana tank savaşları konusunda güçlü deneyime sahip. Hava üstünlüğü de Rusya’da.

Taarruz uzadıkça zaman Rusların lehine çalışacak. Ukrayna’nın güçlü düşman savunmasına karşı çok hızlı hareket etmesi, ilk günlerde bariz üstünlük elde etmesi gerekiyor.

Tank taarruzu belki de karada yapılan en zor askeri harekât. Tank, topçu, piyade ve hava unsurlarının sıkı koordinasyonu gerekiyor. Ukrayna ordusu gerçekten zor bu koordinasyonu, yeni kullanmaya başladığı silah ve malzemeyle ne kadar başarabilecek göreceğiz.

Savaşta taarruz eden tarafın her zaman daha fazla zaiyat vermesi beklenir. Risklerden biri, Azak Denizi’ne inmeye çalışan Ukrayna birliklerinin Rus ordusu tarafından çevrilerek ağır kayıplar vermesi. Çatışmalar lehine dönerse, Rusya’nın karşı saldırıya geçmesi olasılık dahilinde.

Karadeniz bir zamanlar Osmanlı gölü idi. Önümüzdeki aylarda Karadeniz’in kuzey sahilindeki o topraklar, ne yazık ki dehşet verici derecede kanlı ve Avrupa’nın 21. yüzyıl tarihini şekillendirecek çatışmalara sahne olacak.

Üzülerek izleyeceğiz.

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır