Yüreğimle özgürüm, gücümü özümden alarak, ruhumun beyaz kanatlarıyla uçuyorum bembeyaz bulutların arasından, mavi gökyüzünde süzülerek, bir ikindi vakti yağmur damlalarını yanıma alarak, kanat çırpıyorum özgürlüğe...
"İnsan özgür olmadan mutlu olamaz" demiş Dante. Özgür yaşamak için ağır bedeller ödenir, Özgürlük tutsaktır bu coğrafyada…
Özgürlük, uğruna ne canlar kaybedildi. "Aç yaşarım Hürriyetsiz yaşayamam" demiş ömrü memleket zindanlarında, sürgünlerinde geçirmiş olan Saidi Nursi. Ben de aç yaşarım hürriyetsiz yaşayamam…
Son yedi yıldır özgürlük alanım ne kadar sınırlandı. Karınca kadar özgür hissetmiyorum kendimi, özellikle duygularımı ve düşüncelerimi rahat ifade edemediğim için tuhaf bir tedirginlik var …
Ateş bana da dokundu çünkü. Bir KHK ile işimden; mesleğimden, itibarımdan, en çok da düşüncelerimi, duygularımı ifade etme özgürlüğümden oldum. Ülkemde; hem de milenyum çağında, güzel düşünce ve saf duygularımı ifade etme ve yazma hakkım gasp edildi.
Binlerce donanımlı insan, çıkarılan KHK’larla; idealleri, duyguları, düşünceleri uğruna, büsbütün özgürlüklerinden oldu. Memleket zindanları, üniversite mezunlarıyla dolup taştı. Her geçen gün yapılan hapishanelerle birlikte; tutsak eğitimli insanların sayısı artıyor.
Birçok yazar; gazeteci, siyasetçi, binlerce üniversite mezunu nitelikli insanımız, memleketin soğuk zindanlarında. Aydın, cesur yazarlarımızdan Ahmet Altan, özgür ve özgün düşüncelerinden, yazılarından dolayı beş yıldan fazla cezaevinden kalarak bedenen özgürlüğünden olsa da ruhu; yüreği, eserleri zindandan dünyanın her yerine özgürce kanat çırpıp uçtu. Eserleriyle birçok ödülün sahibi oldu.
Başka bir aydın gazeteci yazar televizyoncu olan Can Dündar da ülkemizde yayımladığı doğru bir haberden dolayı yargılandı, Silivri'de, cezaevine mahkûm edildi, beraat etti, temel hakkı olan yaşama özgürlüğü kendisine çok görüldü, silahlı saldırıya uğradı ve daha güvenilir bir ülkeye Almanya'ya gitmek zorunda kaldı. Kendi semasında ışığıyla var olmaya, aydınlatmaya çalışan sönmeyen hep aydınlatan, bembeyaz parlayan bir yıldız….
Pak ellere kelepçe atabilirsiniz, ama cesur yüreklere, kelepçe vuramazsınız! İşte bu nedenle korkmayan, yiğit aydınlardan hep korkuyorsunuz. "Kahramanlara tapınma, insan özgürlüğüne en az saygı duyulan yerlerde doruklara çıkar". Demiş Herbert Spencer. Mevcut konjonktür, sistematik baskıyla insanların özgürlüğünü tamamen baskılamıştır. Oysa ki "Doğa, dilsiz hayvanlara bile özgürlük vermiştir." Demiş Tacitus.
Özgür insanlar; duruşunu cesur yüreklerinden, aydınlık fikirlerinden ve güzel duygularından alırlar. "Özgürlüğü sevmek başkalarını sevmektir, iktidarı sevmek kendimizi sevmektir." Demiş William Hazlitt.
Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dediğiniz sürece özgürlük alanımız daha çok daralacak…
Nasıl olsa birkaç kişi yazıyor; söylüyor, konuşuyor ve çırpınıyor. Banane dersen, karanlığa teslim olursun. Girdiğin labirentte, neyi niçin aradığını bilmeden şaşkın şaşkın dolaşırsın.
Yüreğimiz; ruhumuz, düşüncelerimiz, tüm güzel duygularımız, kısaca özümüz gürleştikçe, özgürlüğümüz mavi gökyüzüne beyaz bulutların arasında tıpkı kuşlar gibi kanat çırpacak…
Bambaşka farklı bir bakış açımız olacak. Tıpkı Martı Jonathan gibi.
Özgürlük; her istediğini yapmak değildir, insanca yaşayabilmektir. Kimseye doğaya ve içindekilerine zarar vermemektir...
Kendimizi kötü olan her duygu düşünce davranıştan uzak tutarsak o kadar özgürüz….
Özgürlüğün kanatları, vicdanlı bir yürek, pak bir ruhtur. Bu iki kanatla özgürlüğün zirvesine uçarak dans edersin tıpkı Martı Jonathan gibi…
Seni dibe çeken her şeyden arındıkça özgürleşirsin, gereksiz insanlar ve eşyalar …
Bir lokma ekmek için özümüzden ödün vermeyelim! Hep ama hep özgürlüğe kanat çırpalım. Masmavi gökyüzü de masmavi deniz de bize her daim özgürce, güvenli kucaklarını açacak…
Özgürlüğün tutsaklığı bitsin artık!
Bu yüzden;
Özgür düşün!
Özgür yaşa!
Özgür kal!
Misafir