29 Ocak 2022


Glasgow (COP26) İklim Zirvesi



Muhammet Mehdi ERDOĞMUŞ

A- A+

İnsanoğlu bu bencil ve açgözlü yıkar yakar yok eder,

Akıllandığını düşündüğünde geçmiştir iş işten yine de avutur kendini!

----

Küresel ısınma sorununun uluslararası alana taşınması ile, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) bünyesinde 12 Mart 1994’ten bu yana COP Zirveleri (Conference of theParties- Taraflar Konferansı) her yıl düzenli bir şekilde toplanıyor.

Dünya İklim Zirvesi de birçok uluslararası zirve gibi geçen yıl pandemi nedeniyle ertelenmişti. Bir sene aradan sonra 26’ncısı gerçekleşecek zirveye bu yıl Birleşik Krallık ev sahipliği yapıyor. İklim değişikliğiyle nasıl mücadele edileceğine ilişkin müzakerelerin yürütüleceği zirve, hükümetler ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla 31 Ekim-12 Kasım tarihlerinde Glasgow da yapılıyor.

Roma da gerçekleşen G20 Zirvesi’nden sonra diğer liderler gibi Glasgow’a geçmesi beklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, “yeterli güvenlik sağlanmadığı” nedeniyle gitmediğini duyurduğu zirveye, BM ve C40 Şehirler İklim Liderliği Grubu'nun davetlisi olarak İstanbul’u temsil etmek üzere iki ayrı panelde konuşma yapmak üzere İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu katılacak.

Ayrıca İzmir’in yanı sıra Dünya Belediyeler Birliği (UCLG) Encümen Üyesi ve Sürdürülebilir Kentler Ağı (ICLEI) Küresel Yönetim Kurulu Üyesi olarak pek çok dünya kentini temsilen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de dört oturumda konuşma yapmak üzere zirveye katılacak.

Zirvenin temel gündemi küresel sıcaklığın bu yüzyıl boyunca 1,5 derecenin üzerine çıkmasını önlemek amacıyla gereken tedbirlerin hızlıca alınması ve bu konuda gereken adımların planlı ve kararlı bir şekilde atılmasını sağlayarak küresel ısınma ve sera gazı salınım oranlarını azaltmayı amaçlamaktadır.

Çünkü ortalama yüzey sıcaklığındaki artışın 1,5°C'nin altında kalmaması durumunda yaşanacak iklim değişiklikleriyle insanlar, doğa ve diğer canlılar için geri dönülemez bir felaket olacaktır.

Ekonomik büyüme hırsı, nükleer savaş hazırlıkları, yok edilen ormanlar-denizler-canlılar, kontrolsüz endüstriyel ve tarımsal faaliyetlerinin artması, doğada gerçekleşen kimyasal ve nükleer deneyler, fosil yakıtlara (petrol, kömür, gaz) bağımlılık sonucu ortaya çıkan sera gazları vb durumlar sonucunda yeryüzü üzerindeki muazzam tahribat ile iklim krizinin artık hayatımızdaki yeri tartışılmaz bir gerçek.

İklim krizinin yarattığı ve yaratacağı tahribata kısaca değinmek gerekirse;

-           Birçok canlının neslinin tükeneceği yani biyolojik çeşitliliğin yok olacağı

-           Gıda ve su sorunu, buna bağlı olarak salgın hastalıklar ve ölümler

-           Artan sıcaklıklar, buzulların parçalanması sonucunda yaşanacak iklim değişiklikleri nedeniyle sel, fırtına, orman yangınları gibi doğal afetler

-           Bu afetler sonucu kıtlık, milyonlarca insanın göç etmesi, barınma sorunu, ölümler

-            Mevsimsel değişiklikler, temiz hava sorunu,

-           Çölleşme, denizlerin yükselmesi, kuraklık vb.

Anlaşılacağı üzere insanoğlu olarak bizler, Dünya’mızın en temel sorunlarından ve en büyük tehdit unsurlarından biri olan iklim krizinin mimarı olduk. Ellerimizle tahrip ettiğimiz ve bunun sonucunda bozduğumuz yaratılış dengesi, iklim krizinin göz göre göre katlanarak artmasına ve geri dönülmez bir eşiğe gelmesine neden oldu.

Bu bağlamda, böylesi önemli bir konuda bireysel, makamsal veya ülkesel itibarı ön planda tutmak Dünya’ya ve tüm canlılara karşı bir duyarsızlık olarak değerlendirilebilir.

Zirveye katılan liderlerin en azından iklim krizi felaketi hakkında farkındalık oluşturduklarını düşünüyorum. Felakete önlem almak için geç olsa da bir yerlerden başlamak için bireysel olarak bile bir şeyler yapmak insani bir sorumluluk olduğu ortadadır.

----

 

Bir damla suyum sadece ne olur deme benden,

Bu felakete karşı en ufak çaba borcumuzdur tüm kâinata.

 

 

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır