15 Ağustos 2020


Camilere Siyaset Bulaştırmak!



Muhammet Mehdi ERDOĞMUŞ

A- A+

Olmasın aranda Rabb ile

Ne kul ne zaman ne de mekân

Yoksa tökezler düşersin

Doğru sandığın yolda!

 

Tarih boyunca insanlık, farklı ırkları, dilleri, renkleri, dinleri, inançları, mezhepleri ve farklı yaşam biçimleri gibi gerekçelerle çok ağır hakaretler, dışlanmalar, ayırımcı uygulamalar, hatta katliamlarla karşılaştı. Öyle zamanlar oldu ki, akrabası, komşusu, arkadaşı, iş ortağı, köylüsü veya mahallelisi tarafından sadece farklı olduğu için saldırıya uğradı, evleri, malları yağmalandı, talan edildi. Bu insanlardan hiç beklemedikleri öfke ve düşmanlık karşısında şaşkınlık yaşasalar da, ne yazık ki ilk taşı atanlar hep onlar oldu.

Bugün karşı karşıya olduğumuz tehlikenin bütün bunlardan daha büyük olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu düşmanlıkların ve öfke patlamasının yeni adresi camiler olacağı görülmektedir. Savaşlarda bile dokunulması haram sayılmış ibadet mekânlarının siyasal aidiyet ve politik merkezlere dönüşmesi yeni felaketlerin habercisidir. 

İnsanların en ağır hakaretlere maruz kaldıkları yerlerin başında artık camiler gelmektedir. Vaaz ve hutbelerde açık bir ayırımcılık, farklı olana hakaret, ideolojik ve politik dil ve dayatmalar giderek yaygınlaşmaktadır. Bu tavır ve tutum, bir yandan cemaat arasında ayrışmalara neden olurken, diğer taraftan önemli bir kesimin camilerden uzaklaşmasına yol açmaktadır.

Bu durum bana, Hz. Ali efendimize yönelik hakaretlerin pervasızca yapıldığı Emevi dönemini hatırlatmaktadır. Böylece Hz. Ali taraftarları ya sindirilmiş veya camilerden uzaklaştırılmışlardır. Artık camiler de belli bir tarafın, yani egemen olanın hizmetine girmiş oldu. Bugünkü tablo da farklı değildir. İktidar yanlısı bir tutum sergileyen Diyanet görevlileri, camileri iktidarın propaganda merkezleri haline getirdiler. Camilerde manevi atmosfer yerine politik bir atmosfer oluşmaya başladı.

Bununla da yetinmiyorlar. Tek bir mezhep dayatması ile camileri mezhep ve meşrep dergâhlarına çevirdiler. Farklı mezhep mensupları için arkasından namaz kılacakları imamlar yok denebilecek dereceye gelmiştir. Bununla Mezhepler üstü bir anlayış tesis edilmiyor, aksine mezhepçi bir anlayış tesis edilmektedir. Bu uygulamanın ilerde mezhepçiliği körükleyeceğinden, çatışmalara yol açacağından endişe ediyorum. 

Camilerde etnik ayırımcılık çok daha açık ve pervasızca yapılmaktadır. Okunmak üzere görevlilere gönderilen hutbe metinleri ve kullanılan dil açık bir kin ve nefret söylemi içermektedir. İslam’ın rahmet ve kuşatıcı dili yerine hakaret ve ayrıştırıcı bir dilin kullanılması, farklı olanı veya duyarlı Müslümanları camilerden uzaklaştırmaktadır. Bilinçli yapılan bu uygulamaların sorumluluğu da, vebali de çok büyüktür.

Ya rant alanları oluşturmak veya gösteriş amacıyla inşa edilen camilere ne demeli? Camilerin çok yakın bir zamanda ihlaslı Müslümanlar için ibadet yeri olmaktan çıkması hiç de sürpriz olmamalı..! Nasıl olsa namaz kılanlar için yeryüzü namazgâh değil mi?

 

 

Toplumsal tabularla,

Bireysel özgürlük anlayışları arasında

Anlamsız bir ikilem travması!

Siyasi cümlelerden ibaret muhabbetler,

Ayaküstü giderilen ibadetler...

Ahlaktan ve insanlıktan yoksun kalabalıklar

Güç elinde din sömüren cahiller!

Her neyse bana göre değil aslında serzenişler

sizin dininiz size benim dinim bana

 

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır