26 Kasım 2020


AŞK ve YIKIM



Muhammet Mehdi ERDOĞMUŞ

A- A+

Böğrüne saplanmış hançerle kıvranırken bile

Ya Rabb bu akan kan değil aşkımın gözyaşları,

'Aşk' dediği bir zalim yine de görmez gözleri!

--

Birbirlerinden farklı veya benzer krallıklar, imparatorluklar, devletler hep var olmuşlardır. Farklı kişilikte yöneticileri, kralları, şahları, padişahları veya başkanları da hep olmuştur. Halk da çoğu zaman hiç sorgulamadan içten ve samimi duygularla destek vermiştir.

Günümüzde de, yönetim sistemlerinin ve yöneticilerin büyük değişimlerine rağmen ilişki biçiminde fazla bir değişimin olmadığı ortadadır. Yönetilenler, yöneticileri desteklemeye, alkışlamaya, hayranlık duymaya, bazen de aşk içinde olmaya devam ediyor!

Yüzlerce yıllık deneyime rağmen yöneten ile yönetilenler arasındaki ilişkilerin değişmeden devam etmesi sizce de garip değil mi? Her türlü haksızlığa, baskı, zulüm ve şiddete rağmen insanlar, neden hep zorba karakterli yöneticilere daha çok hayranlık duyar?

Bazı liderlere “âşık” olacak kadar duygu patlaması yaşayanlar var. “celladına âşık olmak” diye bilinen ruh halinin toplumsal alanda yaşanmasını anlamak gerçekten anlaşılır gibi değildir. Bu nedenle, durumu ancak hastalıklı bir ruh hali olarak tanımlayarak işin içinden çıkabiliyoruz.!

Çoğu insanın bildiği “celladına âşık olmak” veya diğer tanımıyla “Stockholm Sendromu” yaşandığını düşünüyorum.

Celladına âşık olmak, rehinenin, kendisini rehin alan kimseye âşık olması demektir. 1973 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de banka soyguncusu tarafından 6 gün boyunca rehin tutulan banka görevlisi bir kadın, suçluya duygusal bir bağla bağlanmış ve ona âşık olmuştur.

Kadın, nişanlısından ayrılarak suçlunun cezaevinden çıkmasını bekler ve onunla evlenir. Bu olay psikolojik bir hastalık olarak, Stockholm’de de yaşandığı için “Stockholm Sendromu” adıyla tanımlanmıştır.

Ne yazık ki bu hastalıklı durum sadece iki kişiyle sınırlı kalmamış, toplumsal olarak da kendisini göstermektedir. Bu bağlamda yaşadığımız toplumda benzer bir ruh haline tanıklık ediyoruz.

İşsizlik, yoksulluk, hukuksuzluk ve en önemlisi de yarına ilişkin belirsizliğe rağmen mevcut yönetime ve yönetim sistemine verilen destek bir tarafa, Sayın Erdoğan aşkıyla kendilerinden geçenler, sırf CB Erdoğan’ın “dostu!” olduğu gerekçesiyle Trump gibi bir megaloman politikacıya dahi hayranlık duyulabileceklerini hiç düşünmemiştim. ABD seçimlerini yeniden kazanması için neredeyse camilerde dualar yapılacak, diye kaygı duyuyorum.

Bu durum, benim için sözün bittiği yerdir. En iyisi sözü Ömer Hayyam’a bırakmaktır:

 

“Celladına âşık olmuşsa bir millet

İster ezan, ister çan dinlet

İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet

Müstahaktır ona her türlü zillet…”

Ömer Hayyam

--

Bu yaşanan aşk değil sadece zulüm,

Bunu görmek için sorgulamak ilahi bir hüküm!

Görmezsen eğer bu dünyada, göreceksin cehennemde

Aşkına tutulmuş niceleri ile Firavun'u!

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır