22 Mart 2026


İRAN Tarafında Olmak



Abdulbaki ERDOĞMUŞ

A- A+

ABD ve İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayarak İran’a yönelik başlattığı imha ve katliam saldırılıları sadece bölgemiz için değil dünyamız için tehditler ve tehlikeler içermektedir.

Saldırılar en çok İran’ı tahrip etse de bölgeyi yıllarca kendini inşa edemeyecek bir duruma getirdi. Bundan daha vahim olanı savaşın İsrail’in bölge üzerindeki hegemonik amacına doğrudan hizmet etmesidir. Savaşın bu amaca hizmet ettiği bilinmesine rağmen, Bölge devletlerinin dolaylı veya dolaysız ABD yanlısı bir tutum sergilemeleri gerçekten hayret vericidir.

Bu tutumun özellikle Müslüman çoğunluk tarafından da karşılık bulması ise utanç boyutlarını aşmaktadır. Yahudi hahamlar, Londra sokaklarında İran'a destek gösterileri yaparken sözde Müslüman alimlerin İran aleyhine fetvalar vermeleri patolojik bir vakıa olarak öne çıkmaktadır.

Topraklarını ABD ve İsrail'e kullandıran bölge ülkelerinin ABD ve İsrail yerine İran’a tepki vermeleri sıradan bir tercih değildir, bilinçli bir tavırdır. Varlıklarını Siyonizm’in desteğine borçlu olduklarının da açık bir tezahürüdür. Kanaatime göre İran’ın kendi aleyhine kullanılan üslere saldırması bir zorunluluk değil, meşru bir haktır, yadırganamaz ve kınanamaz.

Türkiye’de hükümetinin ikircil tutumu ise endişe vericidir. Avrupa Birliği ülkeleri “bu savaş bizim savaşımız değil” deyip ABD’ye mesafe koydukları halde Türkiye bir yandan körfez ülkeleriyle İran’ı kınayan utanç bildirisini imzalamış, diğer taraftan “barış arayan” ülke pozisyonuna girerek kendisini körfez ülkelerinden ayrışmaya çalışmaktadır. Ne yazık ki söz konusu politikaların inandırıcılığı saman alevi gibi gelip geçicidir. Aksine bu tutumu, ABD-İsrail ve Körfez Ülkeleriyle bir ittifak içinde olduğunu düşündürmektedir.

İsrail-İran Savaşı: Ortadoğu’nun 'Kırmızı Pazartesi' günü - Fikir Turu

--

Kişisel olarak savaşa ilişkin tutumumu okurlarımla paylaşma ihtiyacını duydum.

“İran taraftarlığı” nedeniyle özellikle AK Parti ve DEM Partili bazı kesimlerin yoğun eleştirilerine ve hezeyanlarına önem vermediğimi belirterek şu hususun altını çizmek isterim; Mollalar yönetimini ve İran rejimini savunmuyorum, tersine zorba uygulamaları ve siyasi idamları hep eleştiriyorum ancak ABD ve İsrail saldırıları karşısında İran halkını ve İran’ı desteklemeyi vicdani, ahlaki, insani ve İslami bir sorumluluk olduğuna inanıyorum.

Yine, Yahudilere ve ABD halkına düşman olmadığımı ancak haydut İsrail devletine, Siyonizm’e ve ABD emperyalizmine karşı bir tutum sergilemenin de vicdani, ahlaki, insani ve İslami bir sorumluluk olduğuna inanıyorum. Müslümanların İran’a taraf olmakta zorlandığı bu savaşta, savaş karşıtı Yahudilerden önemli bir kesimin, ABD ve Batı toplumlarında duyarlı çevrelerin cesurca protestolarını değerli bulduğumu da belirtmeliyim.

ABD ve İsrail’in başlattığı savaşı, bırakınız insanlık dışı saymayı, hayvanlık dışı saymayı dahi hayvanlara hakaret olarak görüyorum. Bu savaşı, şeytani bir planın sonucu olarak gördüğüm için “tarafsız” kalmayı dahi ahlak, vicdan, insanlık ve İslam’la bağdaştırmıyorum.

İran halkının savaş karşısında gösterdiği onurlu direnişe saygı duymak yerine, Sünni ve Şii ayırımını yapmayı ise tam bir rezalet ve büyük bir utanç olarak tanımlıyorum.

--

Soykırım sonucu Filistin halkının trajedisi devam ederken son saldırılarda Lübnan’da yaklaşık bir milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Hamaset dışında onurlu bir tutum sergileyen bir “Müslüman lider” oldu mu?

Hatırlayın! Mısır’da Darbeci Sisi yönetimi tarafından katledilen şehit kızımız Rabia için Türkiye’de onlarca mitingin düzenlendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimler dahil neredeyse her konuşmasında parmak işaretiyle Rabia’yı andı, AK Parti yöneticileri ve sözcü taifesi de hep aynı işareti yaptılar ve katilleri lanetlediler.

İran’da İsrail ve ABD saldırıları sonucu şehit edilen masum 75 masum kız öğrenci için “kınama” dışında bir miting veya protesto yürüyüşü yapılmadı ve katillere bir kez olsun lanet okunmadı. Bu kesimlerin Müslümanlık zihin dünyasını tanımlamak için bu örneği yeterli buluyorum ve başka söze de gerek olmadığını düşünüyorum.

Bu bağlamda tarafım bellidir ve tutumum nettir, hiçbir kınayıcının kınamasına da aldırmıyorum. Filistin ve İran’da olduğu gibi yeryüzünün herhangi bir bölgesinde sivillerin ve masum çocukların katledilmesini ve faillerini lanetliyorum. Söz konusu savaşın Siyonizm’e hizmet ettiğine inandığım için İran tarafında yer aldığımı açıkça deklare ediyorum.

Sizlere de sormak istiyorum; İran konusunda en azından uluslararası hukukun ihlaline “hayır” diyecek bir tavır sergilemek gerekmiyor mu?

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır