
Gazeteci Fehmi Koru’ya dayandırılan bir habere göre 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün parti kuracağı ve cumhurbaşkanı adayı olarak seçime gireceği iddiaları gündeme oturdu.
Abdullah Gül’ün yeni bir siyasi oluşum için harekete geçtiği ve yeni bir parti üzerinde çalıştığı siyasi kulisleri de hareketlendirdi. Gül’ün siyasi ağırlığı olması hasebiyle haberin yankı bulmasında şaşılacak bir durum yoktur.
Sayın Gül gibi akil bir tecrübenin, devlet ve siyaset adamının ülkenin meseleleriyle yakından ilgilendiğinden şüphe yoktur. Zira, sorunların çözümünde akla gelecek öncelikli siyasetçilerin başında gelir. Siyasetin, çözüm yerine sorunları daha da derinleştirdiği ve çözüm olmaktan uzaklaştığı böyle bir dönemde ümitsizlik yerine Sayın Gül’ün hafızalarda canlanması çok önemlidir.
Ayrıca Sayın Gül’e duyulan ihtiyaç, içeride ve dışarıda güven verecek makul yeni bir siyaset arayışını da zorunlu kılmaktadır. Mevcut siyaset anlayışının ve tarzının çözüm üretmediği ortadadır.
Bildiğim kadarıyla gazeteci-yazar Fehmi Koru yalan haber yapmaz. Gül-Koru yakınlığı da biliniyor. Kişisel olarak” haberin doğru olmadığı” açıklamalarına da itibar ediyorum. Ancak ben söz konusu haberden bağımsız olarak düşüncelerimi paylaşmak istedim.
--
Sayın Gül’ün, zaman zaman siyasetin gündemine taşınarak tartışılıyor olmasını yadırgamıyorum, aksine önemsiyorum.
Tecrübesi, bilgisi, uluslararası deneyimi yanında, örnek bir devlet ve siyaset insanı olarak önemli bir şahsiyettir. Ne yazık ki bu anlamda kendisinden yeteri kadar yararlanıldığını düşünmüyorum.
Kendisinin, Türkiye ve uluslararası siyasette daha görünür ve etkin olmasını ülkenin yararına görüyorum. Hangi nedenle olursa olsun bilge ve makul siyasetçilerin önünün kesilmesi, deneyimlerinden yararlanılmaması siyaset ve toplum için büyük bir kayıptır.
Tartışmaları, “Tek adam” yönetimine karşı çözümün siyaset ve siyasetçilerden beklenmesi açısından da önemli buluyorum. Çoğulcu bir sisteme dönüş için ‘hakem’ bir cumhurbaşkanına ihtiyaç olduğu açıktır. Bu ihtiyacı karşılayabilecek isimlerin en başında Sayın Gül’ün geldiğini de belirtmeliyim.
Nezaket ve bilgi sahibi makul bir siyaset adamı olarak hala liderliğinde bir araya gelinebilecek bir şahsiyet olduğuna inanıyorum. Kanaatime göre cumhurbaşkanı adaylığı için en uygun isimdir.
Bu konuda kendisinin bir talebi ve gayreti olduğunu da düşünmüyorum.
Sayın Gül, parti siyasetinin dışında kalsa da genel siyasetin içindedir. Türkiye’nin nasıl yönetildiğini, kayıp ve kazanımlarını yakından takip ediyor ve gerektiğinde kamuoyuna açıklamalarda bulunduğunu biliyoruz.
Kayıplardan ve mevcut yönetim biçiminden kaygı duyması yadsınamaz. Aksine, kişisel olarak daha aktif ve etkin olması gerektiğini de düşünenlerdenim. Yönetim ve siyaset krizi ciddi boyutlara ulaşmadan aktif bir rol almasını, kendisi için bir sorumluluk olarak değerlendirdiğimi de belirtmeliyim.
Bunu yapmak için gerekirse yeni bir parti kuruluş çalışmaları içine girmesi dahil, “Tek Adam” yönetim modeline karşı siyasi bir liderlik rolü alması kendisinden bekleniyor. Böyle bir sorumluluktan kaçmayacağına da inanıyorum.
Türkiye’de siyasetin normalleşmesi ve sert kutuplaşmaların önlenmesi için Sayın GÜL’e ihtiyaç olduğunu önemle vurgulamak istedim. Sağduyu da bunu gerektiriyor.
Misafir