25 Temmuz 2021


Bir Silah Olarak Pandemi!



Muhammet Mehdi ERDOĞMUŞ

A- A+

Kendini hükümdar sanardı insanoğlu bu Dünya da

Diz çöktü metrenin on milyonda biri olan bir canlıya!

--

1 Aralık 2019 tarihinde Çin'in Hubei bölgesinde bulunan Vuhan şehrinde ortaya çıkan Covid-19 veya korona virüs, bir yılı aşkın bir süredir tüm dünya için karmaşık bir sorun halini aldı.

Baskıcı bir yönetime sahip Çin’in resmi tarihten önce rastladığı vakaları kayıt dışı tutarak dünyadan saklaması, virüsün yayılmasında çok etkili olduğu ancak sonradan anlaşıldı.

Aralık ayında, Amerika ve Avrupa ülkeleri Çin de yaşananları bir korku filmi izler gibi ekranlardan izlerken, hiç beklemedikleri bir hızla iki ay içinde korku filminin tam ortasında kendilerini bulmuş oldular.

Virüse hazırlıksız yakalanan gelişmiş Batı ülkeleri artan günlük vaka sayıları ve ölümler karşısında gelişmiş teknolojiye rağmen çaresiz kaldılar. Bu çaresizlik, aslında insanoğlunun kendisini yeterli görmesinin bir sonucu olduğunu göstermekteydi.

En gelişmiş teknolojiye sahip ve en ağır silahlar üreten Batılı ülkelerin Covid 19 karşısında savunmasız kalması, ibret verici bir durumdur. Kimin ne kadar ders çıkardığını bilmiyoruz ancak doğaya hükmetmeye kalkışan insanoğlu için ibretlik bir ders olması gerekir.

Bir kez daha devasa bütçelerle silahlanma yarışına giren ülkelerin nasıl bir sömürü düzeni oluşturduklarına şahit olduk. Yoksulluğun ve hastalığın girdabında boğulan milyonlarca insanın hiç kimsenin umurunda olmadığını gördük.

İnsanları en mahrem ortamlarda dahi izlemek için teknoloji geliştiren ve kan kusan silahlar üreten ülkelerin insanlığa hizmet ettiği düşünülebilir mi?

Yıllar önce Fidel Castro’nun: "“Biz biyolojik silahlar, bombalar üretip başka ülkelere savaş açmayacağız, biz doktorlar yetiştirip hayatlar kurtaracağız” iddiasının ne kadar hayati bir öneme sahip olduğu şimdi daha iyi anlaşılmaktadır.

Covid 19’a adeta teslim olan ülkemizin durumu ise bir komedi dizisinden farklı değildir. İktidar, bu küresel krizi dahi milli hamaset ile yönetme yoluna gitmiştir. Alınan tedbirleri ve yurttaşın sağlığını hiçe sayarak ideolojik ve politik faaliyetlerine ara vermeden devam etmektedir. Yasaklar ve cezalar toplumun sadece bir kesimi için söz konusu olmaktadır.

İnsan hayatının politik çıkarlara nasıl kurban edildiğini görmemek için kör olmak gerekir. Ülkemizde yaşanan bu durum karşısında artık küresel güçlere kızmayı, silah üreten doyumsuz vampirlere tepki göstermeyi gereksiz görüyorum.

İnsan hayatını tehlikeye atmayı dahi politik fırsata çeviren bir anlayışın Covid 19 ile ciddi bir mücadele ortaya koyması mümkün olur mu?  Yeterli aşı ithal etmeye dahi gerek duymayan bir yönetim anlayışının insan hayatına verdiği önem ancak bu kadardır.

Ne yazık ki ülkemizde Virüs ile mücadelede yetersizlik, toplumun aleyhine bir silah olarak kullanılmaktadır. Ekonomik krizin dibe vurması, işsizlik ve yoksulluğun artması iktidar için bir sorun oluşturmak yerine bir fırsat olarak görülmektedir.

Sorunları çözmek yerine sorunları derinleştirerek ülkeyi yönetmek, siyasi bir strateji olarak benimsendiği anlaşılmaktadır. İşsizlik, yoksulluk, açlık artık bir baskı silahına dönüşen Covid 19 ile sürdürülmeye çalışılmaktadır.

Kuşkusuz bu durum, ülkemizin yararına olmayacak ve daha da tehlikeli sonuçlar doğuracağı kesindir.

--

Korkusu geçince insanoğlunun döner eski zamana,

Zalimlik ve baskı bırakıldığı yerden de fena!!!

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır