26 Mayıs 2022


Hayaller ve Gerçekler



Muhammet Mehdi ERDOĞMUŞ

A- A+

Bir yaprak gibi rüzgârda savrulmakla tükendi yıllar,

Bahara ermekken hayaller elde kara kış kaldı!

-----

 

Bir yıl daha bir saatmişçesine akıp geçti ömrümüzden. Bu denli hızlı geçen ömür karşısında sorgulayan ve mukayese eden insan, ister istemez bir hüzne kapılıyor.

Dünyamızda, coğrafyamızda, ülkemizde neler oldu, neler yaşandı ve bu olup bitenler yaşanırken neresinde durup neler yapılabildi, nelere itiraz edildi, nelere katkı yapılabildi? Sorgulaması içinde bir yıl daha geride bırakıldı.

Yeni yıla yeni planlar, yeni hedefler ve umutlarla girmek tüm insanlık için bir gelenek olmuştur. Ancak insanoğlunun kaderidir doğduğu ve hayatını devam ettirdiği ülke. Ve bu kader, insanın yeryüzünde yaşayacağı yeni bir yıl için beslediği hayallerin, umutların, planların temelini şekillendirir.

Bundan dolayıdır ki yeni yıl bazıları için yeni umutlar taşırken gerek yönetim, gerekse toplum olarak bizim gibi çağın gerisinde kalmış ülkelerde ise, boşa çıkmış hayaller ve elde kalan acı gerçekler kendini gösterir.

Bu bağlamda yıllarca hayal satan politikacıların, özellikle de iktidar mensuplarının pişkin davranışları ve hamasi nutukları ile geçen ömrümüzden, bize kalan gerçeklikler bütün umutlarımızı ve gelecek planlarımızı yerle bir etmektedir.

“Dünya lideri” bir ülke olma hayalleriyle çıkılan yolda, dış politikamızdaki akıl almaz basitliğin, sıradanlığın, itibarsızlaşmanın sonucu olarak medeni dünya hayallerimizden olduk.

Bunlar yetmedi, Ortadoğu coğrafyasında dahi yalnızlaştık ve terör ile anılır ülkeler arasına katıldık.

Avrupa vatandaşlığı hayallerinden ülke içinde itibarsız, değersiz vatandaş konumuna düştük. Vizesiz uluslararası seyahat düşlerken, ülke içinde yolculuk yaparken kimlik sorgulamasına maruz bırakıldık?

İtibarlı bir vatandaşlık yerine güvenlik güçlerinin alaycı, aşağılayıcı tavırları, şehir içlerinde ve şehir girişlerinde gereksiz kimlik sorgulaması ile üçüncü sınıf Orta Doğu ülkesi olduğumuz gerçeğiyle yüz yüze geldik.

Farklı din, inanç ve etnik aidiyetlerimizle Avrupa vatandaşlığını umarken kendi ülkemizde farklılıklarımızın tehdit oluşturacağını hesap etmemiştik. Oysa bu ülkenin “tek tip” gerçeği değişmemişti. Hayallere kapılıp gerçeklerden uzaklaşan bizlermişiz.

Kendi değerlerimizin Avrupa değerleriyle buluşmasını hayal ederken, bize ait değerlerden de yoksun kalacağımızı hiç düşünmemiştik.

Demokrasi, hukukun üstünlüğü, hak ve özgürlükler alanında çağ atlamayı beklerken, iki çağ daha geriye gideceğimizi hiç hayal etmemiştik. Hak ihlalleri konusunda üçüncü dünya ülkelerinin gerisine düştük.

Hukuk ve adalet ülkesi olmayı hayal ederken hak ihlallerinin, adaletsizliğin, işkence ve kötü muamelenin meşrulaştığı, insanlık suçu işleyenlerin ödüllendirildiği bir ülke konumuna düştük.

“İnternet kuşağı”, “bilim ve teknolojinin içine doğmuş”,” uzay cağına ayak uyduracak geleceğin umudu” Z kuşağı hayallerinden, bilim ve düşence üretemeyen üniversitelere mahkûm, asgari ücrete talim ve “sorgulamayan kuşak” gerçekliği ile karşı karşıya kaldık.

Ekonomide dünyanın ilk 10'una girmeyi hedeflerken uzun yıllar sonra ilk kez G-20 ülkelerinin dışında kaldık.

Barış ve kardeşlik düşlerken toplum olarak yoksullaştık, kutuplaştık, düşmanlaştık ve ayrıştık. Yeniden düş kurmak, geleceğe yönelik plan yapmak, insanlık kervanına katılmak mümkün mü bilmiyorum?

Hayalini kurduğumuz gelişmiş, bilim, teknoloji ve uzay çağının bir ülkesi olmak iken, geleceğini Ortadoğu, Türk dünyası veya Asya’da arayan üçüncü sınıf bir ülke olmak hayal kırıklığı değil de nedir?

Her şeye rağmen gerçeklerimizle yüzleşip insanlık değerlerini hedeflemeyi yeni yılda sürdürmemiz gerektiğine inanıyorum. Hayalden ibaret kalsa da mevcut sistem içinde yaşamaktan daha onurludur.

En azından hayal kuracağımız yeni bir yıl bekliyor, herkesin yeni yılını kutluyorum.

--

Hayallerle avutup uyutulan bir topluma yok çare,

Yeni bir yıla girerken kabullenilmeli gerçekler!

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır