Abdulbaki Erdoğmuş, “Kürtler; diğer unsurlarla birlikte barış içinde yaşayabilecekleri bir yönetime kuşkusuz sahip olacaklardır. Ortada bir yenilgi ve yaşanan bir hezimet yoktur.

Abdulbaki Erdoğmuş, “Kürtler; diğer unsurlarla birlikte barış içinde yaşayabilecekleri bir yönetime kuşkusuz sahip olacaklardır. Ortada bir yenilgi ve yaşanan bir hezimet yoktur."

29 Ocak 2026   /   5 gün önce 0


Sivil Siyaset Hareketi Koordinatörü Abdulbaki Erdomuş, Mazopotamya Ajansı'ndan Gazeteci Ömer Güngör'e değerlendirmelerde bulundu. Erdoğmuş, Rojava’da Kürtlere yönelik saldırıların ağır ve geri dönülmez sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Ahmet El-Şara ile beraber Suriye’de El-Kaide ve DAİŞ gibi örgütlerin bileşeni olarak korsan bir yönetimin oluşturulduğuna dikkat çeken Erdoğmuş, “Hukuki ve siyasi meşruiyeti olmayan bu yönetimin hamisi ABD olduğu için, birçok devletin baskıyla veya çıkarları için ilişkide oldukları görülüyor. Özellikle Türkiye, ABD, İsrail ve Fransa tarafından doğrudan desteklenmektedir" dedi.

'ŞARA YÖNETİMİNDE KÜRTLER GÜVENDE OLMAZ'

Savaş suçlusu olan Şara yönetiminde Kürtlerin güvende olmasının mümkün olmadığını dile getiren Erdoğmuş, "Katliam tehdidi altında olan yalnız Kürtler de değildir. Alevi, Dürzi, Hristiyan, Êzidî, hatta Türkmenler de benzer tehditler yaşıyor. Ankara’nın bu tehditleri görmezden gelerek El-Şara’nın arkasında durması, Kürtler kadar diğer unsurların da aleyhine olacaktır. Kanaatime göre El-Şara yönetimi istikrarsızlık için desteklenmektedir ve meşruiyet kazanması da mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

‘İSRAİL’İN TALEBİNİN REDDEDİLMESİ TARİHİ BİR KARAR’

Erdoğmuş, ABD ve İsrail’in Suriye’de istediklerini aldıktan sonra yeni hedeflerinin İran olduğunu ve YPG/YPJ gibi düzenli ve savaşçı bir güçten de faydalanmak istediklerini belirterek, “ABD’nin, Irak’ta Haşdi Şabi’ye yönelik planlanan bir operasyona Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) katılması karşılığında, DSG’ye yönelik saldırıların durdurulmasını teklif etmesi, ABD için YPG/PYD’nin içinde bulunduğu denklemin yerini göstermesi açısından da dikkat çekicidir. YPG/PYD yöneticilerinin de bunun farkında oldukları anlaşılıyor. ‘Suriye’de ve dışında bize saldırmayan bir güç ile savaşmayız’ denilerek teklifin reddedilmesi de bunu gösteriyor. Ayrıca talebin reddedilmesi tarihi bir karar olduğu kadar büyük bir onur olduğunu düşünüyorum. Bu tarihi kararı verenleri de kutluyorum. Kürtleri İsrail müttefiki olarak tanıtan kesimler için de bunun bir utanç olduğu kanaatindeyim. Umarım utanırlar. Teklifin kabul edilmesi durumunda yalnızca Suriye’deki Kürtler değil, Irak Kürtleri de kendilerini bir savaşın ortasında bulacaklardı. Bu tehlikenin tamamen ortadan kalktığı da söylenemez; ancak Kürtler adına herhangi bir örgütün böyle kirli bir savaşa müdahil olması kabul edilemez. Savaş enkazından özgürlük devşirilmez" ifadelerini kullandı.

‘ANKARA KOMPLO OLDUĞU ANLAŞILAN SALDIRILARA DESTEK OLDU’

Suriye’de Kürtlerin sadece topraklarını ve halkını savunmak için savaştıklarını belirten Erdoğmuş, “Bu savaşta Ankara, Kürt yerleşim yerlerine ve Kürt halkına saldıranlara destek vermiştir. Önceleri bu desteği gizli vermesine karşılık El-Şara, yönetimi ele geçirdikten sonra açıkça sahiplenmiş ve yanında yer almıştır. Sonradan bir komplo olduğu anlaşılan Paris mutabakatında en etkin rolü almıştır. Ankara’nın bu tutumu nedeniyle Türk halkını suçlamak doğru değildir ancak AK Parti iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın bu tutumunu Kürt ve Türk halkının birlikte not etmesi gerekir. Türklerle Kürtler arasında duygusal bir kırılma söz konusuysa; bunun esas müsebbibi mevcut iktidar ve Cumhur İttifakı’dır. ‘Kardeş’ olarak El-Şara’yı bağrına basanların Kürtlerle ‘kardeş’, Anadolu Türkleriyle de dost olmaları düşünülemez” diye belirtti.

‘KÜRTLERİN ALEYHİNE OLAN HERŞEY ANKARA TARAFINDAN MEŞRU SAYILIYOR’

Kürtlerin haklı taleplerini gölgelemek ve sorunun asıl nedenlerini örtbas etmek için yoğun çabaların olduğunu da söyleyen Erdoğmuş, “Suriye’de ortaya çıkan tablo, kimlerin İsrail’le görüştüğü ve ittifak yaptığını göstermektedir. İsrail’in bütün taleplerini karşıladığı için El-Şara ve HTŞ yönetimi en azından şimdilik bir 'meşruiyet' kazanmıştır. Bu konuda MHP lideri Devlet Bahçeli Cumhur İttifakı adına daha etkin rol almıştır. ‘Terör’ dahil, Kürtlerin aleyhine olan her gelişme, Ankara tarafından meşru sayılmaktadır. Ankara için meşru olmayan tek konu Kürtlerin talepleridir. Suriye’de ABD ve İsrail çok şey kazanırken, Ankara’nın kazancı Kürtlerin kaybı olmuştur. Bu anlayış, çelişkili politikalara neden olmaktadır” ifadelerini kullandı.

'DAİŞ KARŞITI POLİTİKALARA DÖNÜLMEZSE KAYBEDECEKLER'

Batılı ülkelerin ABD’ye karşı kararlı bir tutum sergilemelerinin mümkün gözükmediğine de dikkat çeken Erdoğmuş, “Gazze soykırımında dahi İspanya dışında net bir tavır ortaya koyan bir Avrupa ülkesi yok” dedi. Almanya ve Fransa’nın tutumlarını “tam bir hayal kırıklığı” olarak nitelendiren Erdoğmuş, “Ne yazık ki İsrail’in çıkarları söz konusu olduğunda Batılı ülkeler için demokrasi, insan hakları teferruattan ibaret kalıyor. ABD’nin İsrail’e sınırsız, ölçüsüz, tartışmasız desteği de Batı’yı ikilemde bırakıyor ve ikiyüzlü politikalara zorluyor. Kürtler konusunda sergiledikleri politikanın da ikiyüzlü ve pragmatist olduğunu düşünüyorum. Oysa DAİŞ gibi örgütler; yalnız bölgemiz için değil, Avrupa için de bir tehdit ve tehlike oluşturmaktadır. DAİŞ karşıtı politikalara dönülmez ise kendileri de kaybedecektir” dedi.

‘DİYALOG VE MÜZAKERE HALKIN YARARINADIR’

YPG’nin 2014 yılında DAİŞ'e karşı topraklarını savunmasının ve başarı sağlamasının çok önemli olduğunu belirten Erdoğmuş, "Olumsuz gelişmelerden kuşkusuz en başta ABD, Fransa, İsrail ve Türkiye sorumlu tutulabilir ancak IŞID’e karşı onurlu ve başarılı bir mücadeleden sonra hakettikleri halde yönetime dahil edilmemeleri trajik bir durumdur. Küresel güçler istemedikçe Kürtlerin savaş yöntemiyle statü elde etmeleri mümkün görünmemektedir. Kuşkusuz topraklarını ve halkını işgale karşı savunmak için gerektiğinde savaşacaklardır. Ancak savaşla değil, diyalog, uzlaşma, müzakereyle halkın yararına ancak siyasi kazanımlar elde edilebilir” şeklinde konuştu.

‘ORTADA BİR YENİLGİ VE HEZİMET YOK’

YPG/PYD’nin de dahil olacağı ve Suriye’de bulunan bütün kesimlerin ve partilerin yer alacağı yeni bir "ulusal meclisin" kurulabileceğine işaret eden Erdoğmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu mecliste Kürt partileri, farklı gruplar ve bugüne kadar dışlanan diğer kesimler, silahlı bir örgütün şemsiyesi altında değil; tamamen siyasi ve çoğulcu bir anlayış etrafında örgütlenebilmelidir. Suriye’de şimdilik göreceli bir istikrar sağlandı ve bunun mutlaka değişeceğini öngörmek gerekir. Kürtler; diğer unsurlarla birlikte barış içinde yaşayabilecekleri bir yönetime kuşkusuz sahip olacaklardır. Ortada bir yenilgi ve yaşanan bir hezimet yoktur. Küresel ve bölgesel güçlerin ortak bir çıkarda buluşarak, Kürtleri dışladığı gerçeği vardır. Kadim toprakların insanları olarak Mezopotamya ve Anadolu gibi diri kalmaya devam edeceklerdir.”

MA / Ömer Güngör


Yorumlar (0)



Bu habere ait yorum bulunmamaktadır