25 Ekim 2020


Tehlikeli Bir Silah; TOPLUM



Muhammet Mehdi ERDOĞMUŞ

A- A+

Otur eyleyelim seninle iki kelam

Acımız da bir sevincimiz de, anlasak!

 --

Toplumsal huzurumuz, iç barışımız hiçbir dönemde gerçekleşmemiş olsa da, günümüzde olduğu kadar tehlikeli ve tehditkâr olmadığını düşünüyorum. Yaşadığımız siyasal ve ekonomik buhran giderek toplumsal kesimlerin tamamını kuşatmaktadır.

Devleti ve kurumlarını çağın koşullarına göre yapılandırmak yerine, tahrip etmek, dağıtmak ve işlevsiz kılmak anlaşılır gibi değildir. AYM’ye  (Anayasa Mahkemesi) ilişkin yaşanan tartışmalar sadece örneklerden bir tanesidir.  Hangi amaçla yapıldığını bilmesek de bilinçli ve planlı yapıldığından şüphe duymuyoruz.

Yaşananlar, sadece devlet kurumlarıyla sınırlı değildir. Toplum da eş zamanlı olarak bilerek, isteyerek değerlerinden uzaklaşmakta ve olumsuz yönde değişmeyi içselleştirmektedir. Tehlikenin asıl boyutu buradadır diye düşünüyorum.

Değişimin bir medeniyet veya modernizm için olmadığı dikkate alındığında, gelişmelerden endişe duymamak, yarına ilişkin kaygılanmamak en azından bizim için mümkün değildir.

İdeolojik bölünmeler anlaşılır bir durumdur ancak politik tercihlerden dolayı bu kadar ayrışan, kutuplaşan, çatışmak için heyecan duyan bir toplum haline nasıl geldiğimizi anlamakta gerçekten zorluklar yaşıyorum.

Politik zemin ve sadık seçmen oluşturmak uğruna bir toplumun kodlarıyla oynamak, devamlı teyakkuz halinde tutmak nasıl bir siyaset anlayışıdır, anlamıyorum?

Mevcut politikaların tıkandığını ve daha fazla sürdürmenin mümkün olmadığı ortadadır. Aksi halde, yani mevcut durumun sürdürülmesinde ısrar edilirse ülkenin bir iç çatışma yaşaması kaçınılmaz hale gelebilir, diye kaygılanıyorum.

Irkçılık, ayırımcılık, dinbazlık ve baskı politikalarının, toplumsal çatışmalar için zemin oluşturduğunu biliyoruz. Buna ilave olarak artan işsizlik, yoksulluk, yoksunluk ve dahi umutsuzluk en ufak bir provokasyon ile alevlenecek bir ortam hazırlamaktadır.

Yöneticilerin ve politikacıların bunu görmemesi düşünülemez. Bu durumda ne yapılmak isteniyor? Ülkemiz nereye doğru sürükleniyor? İktidar, durumun vahametini görmüyor olabilir. Peki ya muhalefet partileri? Onlar da mı farkında değiller? Farkındaysalar neden yeterince aktif ve duyarlı davranmıyorlar?

Elbette bu soruların cevaplarını bulmak zorundayız ancak politikacıların körlüğü, basiretsizliği karşısında sessiz kalmak da bu kadar sorunlu bir durum değil midir? Sağduyulu davranmak neden bizler için bu kadar zordur?

Ayrışmanın, kutuplaşmanın politikacılara yararı olabilir ancak bizlere, yeni toplumun masum kesimlerine ne yararı olabilir ki? Bizler niye sessiz, tepkisiz ve duyarsız davranıyoruz?

Haksızlıkların, hukuksuzluğun, ayırımcılığın tarafı olmamak, kutuplaşmaya, çatışmaya karşı olmak bizleri korkutan nedenler olabilir mi? Şayet öyle ise bu korkuların masumiyetimizi bozacağını düşünüyorum. Oysa yapmamız gereken tek şey duyarlı olmak ve duyarlılığımızı gösterebilmektir.!

 

--

Sakın boyun eğme iblisin sözlerine,

Haktan ayrılmakla kalmaz harap olur düzenin!

Yandım diye feryat figan eylemek ne çare,

Cahilce tapınıp durduysan iblise...

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır