27 Ekim 2021


Karamsarlık Gerçeğimizdir!



Muhammet Mehdi ERDOĞMUŞ

A- A+

‘’Bu nasıl bir düzen ki her gün yeni bir Cehenneme uyanışımız,

Susmakla geçmez artık bu ıstırap illa ölmek mi gerek!’’

-----

Yazar ve eğitmen de olan Alman filozof Arthur Schopenhauer; ‘’dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu ve bu nedenle bütün yaşamın acı çekmek’’ olduğunu savunmuştur. Yani Schopenhauer karamsar (pesimist) bir bakış açısına sahip ilk filozoflardandı.

Schopenhauer gibi bugün Türkiye de insanların, iktidar yandaşları dışında büyük bir çoğunluğun da karamsar bir bakış açısına sahip olduğu savunulabilir.

“Kötümser olma durumu” olarak da bilinen karamsarlık; ‘’her şeyi en kötü yanından alan, her durumu karanlık gören ve hep en kötüyü bekleyen dünya görüşüdür.’’ Ancak ülkemizde her şeyin kötü yanını görmek olarak değil de her şeyin zaten kötü olduğu gerçeği bilindiğinden karamsarlık doğal bir sonuç olarak oluşmaktadır.

Bireysel karamsarlık her toplumda mümkündür. Bazen de bir hastalık olarak da tanımlana bilmektedir. Çoğunluğun karamsarlığı ise daha çok politik ve ekonomik nedenlere dayanmaktadır. Ülkemizde yaşanan da budur.

20 yıl önce “hukuk devleti”, “demokrasi” “hak ve özgürlükler, “AB üyeliği” gibi geleceğe ilişkin güzel hayaller kurulurken, bugün gelinen noktada karamsar olmamak mümkün müdür?

İşsizlik, yoksulluk, yoksunluk, huzursuzluk, tedirginlik gibi karamsarlığa götüren gelişmeler de eklenince karamsar olmamak artık mümkün değildir.

Üniversite mezunu on binlerce insanın işsiz olduğu, ihtiyaç olduğu halde binlerce öğretmen atamalarının yapılmadığı, milyonlarca gencin yurt dışına çıkmak istediği halde çıkamadığı bir ülkede karamsar olmak için “her şeyi en kötü yanından almak” gerekmez sanırım.

Gençlerin geleceği, bugüne kadar hiç olmadığı kadar belirsiz ve karanlıktır. Bu durum sadece gençler için de değildir. Aynı belirsizlik toplumun çoğunluğu ve ülkemiz için de söz konusudur.

Hiçbir dönemde olmadığı kadar toplumsal kutuplaşma, iç barışımızı tehdit eden öfke-kin ve husumet, ayrışma ve güvensizlik oluşmuştur. Komşu devletler ve uluslararası ilişkiler de dikkate alındığında ülke olarak tehdit altında olduğumuz çok açıktır.

Çoğulcu, özgürlükçü, AB üyesi demokratik hukuk devleti iddiasından “tek adam” otoritesine dayanan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet” sistemine dönmek, bir karamsarlık değil, bizler için bir travma nedeni olmuştur.

Bugün yaşanan olumsuzlukların nedeni de bu sistem değil midir? Mafya-devlet-siyaset ilişkileri, partizanlık, ideolojik kadrolaşmalar, muhaliflere baskı ve hukuk dışı yöntemler görmezlikten gelinemez kadar yaygınlaşmaktadır.

Ülke bu durumdayken güvende olmak, geleceğe umutla bakmak, geleceğe ilişkin pembe hayaller kurmak, planlar yapmak yandaşlar dışında hiç kimse için mümkün görünmemektedir.

 

Karamsarlık, bir şeyin kötü tarafını almak veya kötü görmek değil, bizim gerçeğimizdir. Ancak iktidar ve yandaşlarının, kendileri için mutluluk nedeni olan bu inanılmaz halüsinasyonu nasıl gördüklerini de merak ediyorum.

--

‘’Gördüğüm bu karanlık gözlerimden kaynaklı değil,

Işığımızı çalanların vurdum duymaz hallerinden…’’

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır