
Uyuşturucu bağımlılarını tedavi eden bir doktor olarak Coburn, insanlardaki, güce temayülü, morfin bağımlılığına benzetiyor:
“Tıpkı morfin gibi iktidar da onu elde edenlerin hissiyatını kör eder ve muhakemelerini zayıflatır. Bu da politikacıların hem karakterlerini hem de demokrasiyi yıkıma uğratan kararlarının ana sebebidir.”
Toplum güce, devlete, iktidara bağımlı, itaatkâr, mecbur, mahkûm hatta köle olabilir. Bu durum gücü, güçlüyü, iktidarı haklı yapmaz ve mazur göstermez. Aksine hem itaat edenlerin hem de yönetenlerin karakterini belirleyen ana unsurun güçperestlik olduğunu gösterir.
Bu durumlarda adil olmayan yöneticilere verilen itibar ve gösterilen saygı, sahip oldukları güçleri ve iktidarları nedeniyledir. Oysa iktidarların, kurumların, yöneticilerin itibar ve saygınlığı adalet ile ölçülür, güçle değil.
Esas olarak adil olmayan yöneticiler paranoyak ve özgüvensizdirler. Kudretli görünmeleri güçlü olduklarından dolayı değil, güce dayanmaları nedeniyledir.
Gücünü insanlık değerlerinden, ahlak ve hukuktan değil, devlet ve yönetimden alanları diğer güç odaklarından farklı kılan söz konusu iktidar gücüdür. Gücünü iktidardan alanlara gösterilen saygı, verilen itibar, güce bağlı olarak değişir ve güç kaybedilince itibarsızlaşır ve sıradanlaşır.
--
Devletin, iktidar ve yöneticilerin asıl gücü adalettir. Adil uygulamalarla, yönetici ve siyasetçilerin hem gücü hem de güvenirliliği artar. Özgüvenli olmanın ve sağlam karakterin gereği de adil olmaktır.
İktidar gücü baskı, dayatma ve cezalandırma biçiminde kullanıldığında, beklenen sonuç geçici olarak elde edilebilir, yandaşları yolsuzluk, usulsüzlük ve hukuksuzlukla zenginleşip büyük servetlere sahip olabilirler. Ancak elde edilen güç, orta vadede daha sert ve daha öfkeli bir muhalefete yol açacak, uzun vadede de büyük bir yıkımla yok olacaktır.
Hukuk tanımayan, eleştirilere, uyarılara açık olmayan her yönetimin ve her liderin adaletten sapması ve güce tapması kaçınılmazdır. Bu durumda, Adil olmayan liderlerin de haydut ve korsanlardan farkı olmaz.
Günümüz liderlerine de lider adaylarına da örnek olması bakımından Büyük İskender’le ilgili anlatılan hikâyeyi paylaşmak isterim:
Büyük İskender, Akdeniz’de terör estiren ünlü bir korsanı yakalatmıştı. Korsan zincirlere vurulmuş halde İskender’in huzuruna getirilir.
İskender ona öfkeyle sordu:
"Sen ne cüretle denizleri haraca kesersin? Hangi hakla insanlara saldırırsın?"
Korsan, idam edileceğini bilmesine rağmen korkusuzca başını kaldırır ve İskender’in gözlerinin içine bakarak o tarihi cevabı verir:
"Senin dünyayı haraca kestiğin hakla!
Tek fark şudur: Ben bu işi küçük bir gemiyle yaptığım için bana 'hırsız' diyorlar. Sen aynı işi devasa bir donanmayla yaptığın için sana 'İmparator' diyorlar."
--
Ey adaletten sapan güçperestler! Dünya, Büyük İskender’e ve Sultan Süleyman’a dahi kalmadı. Size mi kalacak?
Ömer Hayyam:
Niceleri geldi, neler istediler
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.
Misafir