29 Haziran 2026


ÖZGÜRLÜK/AZADİ MİTİNGLERİ



Abdulbaki ERDOĞMUŞ

A- A+

Çözüm Süreci devam ederken DEM Parti tarafından düzenlenen “Özgürlük” mitingleri kafa karıştırdı. Devlet tarafının Abdullah Öcalan’ı muhatap alması, kurucu önder olarak tanımlanması, müzakerelerin doğrudan kendisiyle yürütülmesi, yalnız Türkiye için değil, Suriye ve Irak Kürtlerinin geleceğinde de rol alması, henüz adı konmamış bir “Statü” olduğu çok açıktır.

Buna rağmen hala “İrademiz Öcalan” diyen ve “Öcalan’a Statü” talep eden DEM Partinin, hangi amaçla mitingler düzenlediği izaha muhtaçtır.

Öcalan’ın, İmralı Adasından ayrılmak gibi bir talebi olmadığına göre söz konusu mitingler neden Öcalan’ın özgürlüğü için düzenlensin?

Cezaevlerinde on binlerce insan varken ve hiçbir suç işlemediği halde haksız, hukuksuz, keyfi olarak yaklaşık on yıldır tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş ve arkadaşları için bugüne kadar neden bir özgürlük mitingi yapılmamıştır?

En önemlisi de neden bir kez dahi “Anadilde Özgürlük” için miting düzenlenmedi?

Sizce de bu işte bir gariplik yok mu?

Benim garipsediğim bir olay da İYİ Partinin Ankara’da aynı tarihte karşıt bir miting düzenlemiş olmasıdır.

Karşıt mitingin Oy anlamında İYİ Partiye bir avantaj sağlayacağını düşünmüyorum. Daha çok DEM Parti seçmenini konsolide edeceği çok açıktır. Daha önemlisi ve daha vahim olanı, karşıtlığın kutuplaşmaya ve çatışmaya zemin hazırlayacağı, bugünden çok daha kötü, karanlık ve kaotik bir ortamın oluşmasına yol açacağı bilinmesine rağmen böyle bir mitingin yapılmış olmasıdır.

Mitinglerle nelerin planlandığı konusunda derin kuşkular oluşuyor.

Karşıt mitinglerin, tehlikeli bir sürece zemin hazırlamasından endişe duymaktayım. İYİ Parti’de politika yapan makul kesimleri de endişelendirdiği ve tedirgin ettiği kanaatindeyim. Zira milliyetçilik bu değildir.

--

DEM Parti tarafından düzenlenen mitinglerin devam etmekte olan Çözüm Sürecine bir katkı sağladığı inancında değilim.

Kamuoyu tarafından Erdoğan-Bahçeli ve Öcalan ittifakıyla başlatıldığına inanılan Çözüm Sürecinin Kürt meselesi bağlamında bir amacı olmadığı açıktır.

Şüphesiz PKK’nin kendisini feshetmesi, silahlı mücadelenin sonlandırılması, şiddet ve terörün gündemden çıkarılması, Kürtler açısından da son derece önemlidir. Silah bırakan militanların, cezaevlerini dolduran on binlerce mahkûmun ve yurt dışında sürgün hayatı yaşayan binlerce insanın onurlu, şahsiyetli bir yöntemle ailelerine kavuşmasını sağlamak da en az bu kadar önemlidir.

Bu anlamda gerçekleşecek Çözüm Sürecini en başından itibaren destekliyorum. Ancak bu adımların hiçbirisinin Kürt Meselesinin çözümüyle ilgisi olmadığını da biliyorum.

Çünkü Kürt Sorununun nedeni silahlı mücadele, terör, şiddet ve PKK değil, bir halkı ve haklarını inkâr etmektir, yok saymaktır. PKK ve Abdullah Öcalan, Kürt Sorununun nedeni de muhatabı da değildir.

Abdullah Öcalan’la yapılan müzakereler, var sanılan anlaşma PKK’yle ilgilidir. CB Erdoğan’ın Çözüm Sürecini “Terörsüz Türkiye Projesi” olarak tanımlamasından da bunu anlamak mümkündür.

--

Kürt Meselesi bir “Terör” sorunu değil ki Öcalan’la müzakere edilsin. DEM Partisinin, Özgürlük mitingleriyle veya “Demokrasi ve Barış” ambalajıyla Kürt Meselesini Çözüm Sürecine bağlaması, gerçekçi değildir.

Esas olarak Çözüm Süreci, İttihat ve Terakki zihniyetiyle hazırlanmış, yeni araçlarla ve yeni yöntemlerle Kürtleri kimlik güvencesinden yoksun olarak yeni sisteme entegre etmeyi hedeflemektedir. AK Parti, MHP, CHP ve DEM Partisinin Süreçle ilgili iş birliği ve ittifakı, İttihat ve Terakki merkezli bir siyasete dayanmaktadır.

DEM Partinin, bu gerçeği örterek “Kürt tarafı” gibi rol alması, tarihi bir tekerrürdür. Zihniyet ve ideolojileri bakımından DEM Partinin söz konusu ittifakta yer almasını yadırgamıyorum. Ancak Demokrasi, Barış veya Demokratik Entegrasyon gibi iddialarla bu ittifaka dahil olmasını ve Kürtlerin Hak ve özgürlüklerini savunan bir görüntü vermesini kuşkuyla karşılıyorum.

AK Parti iktidarı ve Cumhur ittifakının, Kürt kimliğine ve Anadile yönelik tavrı, İttihat ve Terakki anlayışından farklı değildir. Bir halk, kimliksiz ve dilsiz özgürleşemeyeceğine göre DEM Partisinin Kürtler adına böyle bir ittifakta yer alması, “demokratik entegrasyon” projesine destek vermesi düşündürücü ve sorgulanması gereken bir durumdur.

Kürt halkının desteği ile TBMM’nde temsil edilen DEM Partisinin, İttihat ve Terakki zihniyetiyle planlanmış bir projeye dahil olması kabul edilemez.

Öncelikle DEM Partisinin, projenin içeriğini ve amacını açık ve net bir biçimde Kürt kamuoyuyla paylaşması bir sorumluluk, vefa ve samimiyet gereğidir. DEM Partisi, varlığını Kürtlere borcudur.

PKK gibi DEM Parti iddialarının da boşa çıkması durumunda, Kürtler için yalnız bir hayal kırıklığı olmayacak, büyük bir travmaya sebep olacaktır. DEM Partisi böyle bir travmaya sebep olmamalı, bunca destek ve ödenen ağır bedellerden sonra Kürtler bunu hak etmiyor.

--

İttihat ve Terakki zihniyetiyle oluşan devlet aklı, bugün de Kürtler aleyhine AK Parti ve söz konusu ittifak üzerinden işlevini sürdürmektedir.

Biliyoruz ki İttihat ve Terakki’nin siyasi anlayışı inkâr ve ırkçılığa dayandığı için Kürt kimliğine ve bunun gereği olan hakların kullanılmasına geçit vermez.

Mevcut politikalarıyla DEM Partinin Çözüm Sürecine ilişkin ikircil tutumu AK Partiden farklı görünmüyor. DEM Parti, tutumunu Çözüm Sürecinin amacına göre açıkça ortaya koymalıdır. Süreci ana bağlamından kopararak Barış ve demokrasi ambalajıyla halka sunması, halkı yanıltmaktır.

Öcalan, Erdoğan ve Bahçelinin insafına bırakılan bir sürecin, demokratikleşmeyi, hukuk devleti tesis etmeyi ve Kürt Meselesini çözmeyi mümkün kılmayacağını aklı başında herkes biliyor.

Söz konusu ittifakın, demokrasi iddiasının hiçbir inandırıcılığı yoktur, istismar ve hamaset dışında kendileri için bir anlamı da önemi de yoktur.

İktidarla şımarmış, istikametinden ve iddialarından sapmış, din ve demokrasiyi araçsallaştırmış AK Partinin akıbeti, büyük bir çöküştür, hem de yakında. Demokrasi, adalet ve din istismarının bedelini de en ağır biçimde ödeyecektir.

Bunca mağduriyet, mazlumiyet, mahrumiyet yaşamış, sayısız ve sınırsız ağır bedeller ödemiş bir geleneğin partisi DEM Partinin akıbeti de farklı olmayacaktır.

AK Parti ve DEM Partisi, ikircil ve tutarsız tutumunu sürdürmeleri durumunda, en azından makul kesimlerin desteğinden mahrum kalacaklarına olan inancım tamdır.

AK Parti, geri dönülemez bir yola girmiştir, DEM Partinin Kürtlerle yüzleşmesi için hala bir şansı vardır. Umarım bu şansı kullanacaktır. Aksi halde mağdurlara yazık olacak hem de çok yazık.

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır