24 Ocak 2021


Dış Politika Dili



Muhammet Mehdi ERDOĞMUŞ

A- A+

Dil var söyleyince güzel, açar kurumuş çiçekler;

Dil var söyleyince çirkin, solar açmış çiçekler!

--

Basit bir tanımla Dış politika, bir devletin başka bir devlet veya devletlerle ya da kısaca uluslararası alanda uyguladığı bir siyaset biçimidir. Yani bir devletin uluslararası ilişkilerde disiplin içerisinde izlediği politikalar bütünüdür.

Bilimsel yönüyle çok tartışılan Dış Politika, devamlı yenilenen ve yenilenmek zorunda olan bir alandır. Tarihi tartışmalara girmeden yüzyılın en önemli siyaset bilimcisi ve uluslararası ilişkiler teorisyeni Alexander wendt’in tanımıyla yetineceğim.

Alexander wendt, uluslararası ilişkilerde toplumsal inşacılık kuramının kurucularından kabul edilmekte ve şu sözüyle daha çok anılmaktadır:

Anarchy is what states make of it.. "anarşi, devlet anarşiyi nasıl algılıyorsa odur"

Wendt’e göre,” insanlar, diğer insanlara karşı, onlar hakkında sahip oldukları anlamlara bağlı olarak davranışlarını şekillendirmektedirler. Aynı şekilde devletler de diğer devletlere karşı, onlar hakkında sahip oldukları anlamlara göre davranmaktadırlar.”

Bu bağlamda bir devletin, uluslararası ilişkilerde karşı tarafın sahip olduğu anlamlara göre davranmasını bilmesi gerekir. Bunun için de özel bir bilgi, üslup ve dil gerektiği de açıktır.

Esas itibariyle hepimizin bildiği gibi, Dış politikanın en önemli araçlarından biri, kullanılan dildir, yani üslup, yöntem ve tarzdır. Çünkü uluslararası ilişkilerde öncelikli olan diyalog ve müzakere dilidir. Bu nedenle elçiler, temsilciler özenle seçilir..!

Türkiye’nin, Dış politikada özellikle de son yıllarda kendisinden beklenen özeni ve ciddiyeti göstermediği görülmektedir. Müttefiklerine, stratejik ortaklarına, komşularına meydan okuyan bir hamasi siyasetin cazibesine kapılmış durumdadır.

İçerde heyecan uyandıran bu politikaların Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini zedelediği artık sağır sultan da öğrenmiştir. Bu durumun Türkiye’nin etki alanını zayıflattığı, saygınlığını ve itibarını tartışılır hale getirdiği ortadadır.

Elbette bazı durumlarda kritik dengeler söz konusu olabilir ve uluslararası ilişiklere de yansıyabilir. Ancak bunlar istisnai durumlardır ve geçici olmak zorundadır. Devamlı yedi düvele meydan okuyan bir Dış politika kabul edilemez!

Bizim gibi ülkeler için İletişim, diyalog, müzakere olmazsa olmazlardandır. Dış politika dilini buna göre geliştirmek zorundayız. Savaş dili bizim gibi ülkeler için fanteziden ibarettir. Hiçbir karşılığı, saygınlığı olmadığı gibi ciddiye alınması dahi söz konusu değildir.

Dış politika ciddiyet, ehliyet ve özen ister. Bir “inşa/inşacılık” alanı olarak görülecekse –ki böyle görülüyor- bunun gereği olan üslup-dil geliştirilmek zorundadır. İnşacılık, hamaset veya yedi düvele meydan okumakla gerçekleştyirilemez.

Nicholas Onuf “inşacılığın temel varsayımlardan biri, insanların birbirleriyle iletişim kurarak dünyayı inşa etmeleridir” der. İnsanlar için gerekli olan bu anlayışın devletler için önemini anlatmaya gerek var mı?

--

Ehli değilse insan ne anlar o işten,

Söylemleri bilgisizliğin şerrinden!

Dünya tahtı için dili bozuk olanı,

Şeytan görse der ‘’ ben neden varım’’

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır