26 Mayıs 2026


BAZI FELSEFİ ESKİZLER-1



M. Ergün Mirzade

A- A+

Epiktetos, ‘Encheiridion’(Kılavuz Kitap) kitabına; ‘Bazı şeylerin kontrolü elimizdedir; bazı şeylerinse değil.’ cümlesiyle giriş yapar. Bu cümle Stoa felsefesinin neredeyse(metafizik unsurları hariç) özet olarak tek cümleye indirgenmiş hali gibidir. 

(Stoa felsefesi, insanın güçlü ve mutlu olmasını esas alan ve algı, irade, eylem birlikteliğini öğretisinin merkezine koyan Antik Yunan orjinli felsefe akımıdır. Ayrıca Stoa felsefesinin psikolojiye olan ilgisini ve ilişkisini ifade etme adına şu bilgiyi de paylaşmak istiyorum: Bilişsel Davranışçı Terapi’nin kurucusu Amerikalı psikyatrist Aaro T. Beck bu başarılı ruhsal tedavi tekniğini büyük oranda Stoa felsefesinin uygulamalarından faydalanarak geliştirmiştir.)

Felsefe de Epiktetos’un bu tespitinde ifade ettiği yaşamsal davranış realitesi analizine ‘kontrol ikilemi’ adı verilir. Yalnız filozofun buradaki kavramlaştırmasını biraz irdelediğimiz de bazı sorunlarla karşılaşıyoruz. Şöyle ki; Epiktetos, burada ikili bir tasnif sunmuş gibi görünse de savunduğu felsefe bütüncül olarak ele alındığında aslında bu alanda kastettiği üçlü bir tasniftir. Biz buna ‘üçlü kontrol yönetimi mekanizması’ adını vereceğiz.

Buradan hareketle bu mekanizma şu olasılıklardan oluşur;

a) Bazı olgular üzerinde tam bir kontrol gücüne sahibiz.

b) Bazı olgular üzerinde kısmi bir kontrol kabiliyetine haiziz.

c) Bazı olgular üzerindeyse hiçbir şekilde kontrol yetisine sahip değiliz.

a) Bu sınıflandırmaya göre tam kontrol gücüne sahip olduğumuz şeyler şunlardır:

1-Amaç ve niyetimiz.

2-Sahip olduğumuz yargılarımız. (Neye iyi ve kötü dediğimiz veya neye çirkin ve güzel dediğimiz veyahut doğru ve yanlış

kavramlarıyla ilgili yaptığımız değerlendirmelerimiz.)

3-Düşüncelerimiz.

4-Arzularımız veya kaçınmalarımız.

Dikkat edilirse kontrol sahibi olduğumuz şeyler aslında bizim iç dünyamıza aittir. Ve doğrudan irademizle ilişkili olan kavramlardır. Epiktetos, bu kısımla ilgili de ‘Kılavuz Kitap’ta’ şöyle bir cümleyle değerlendirmesini yapar: ‘Bize bağlı olan şeyler tabiatımız gereği özgürdür; engellenemez ve başkasına bağımlı değildir.’ Filozofumuzca burada anlama kavuşturulmak istenen şey; dış dünyamızda gerçekleşen şeyler ne olursa olsun; nasıl bir düşünce üreteceğimize ve nasıl bir tepki ve yanıt vereceğimize bizim karar vereceğimiz gerçeğidir. Kişinin asıl yoğunlaşması gereken alan burasıdır. Ve Stoik felsefe de hedeflenen ‘nihai dinginlik hali’ buradan hareketle zamanla ve istikrarlı tekrarlarla elde edilebilir.

b) Kısmi kontrol sahibi olduğumuz şeyler ise:

Hem bizim içsel dünyamız hem de dışsal faktörlerin birlikte etki ettiği olguları ifade eder. Sözgelimi kişinin yapacağı bir boks maçı için çok iyi hazırlık yapması, maçı kazanma olasılığını sadece artıracaktır fakat kazanmayı kesinleştirmeyecektir. Bu içsel dünyamızla ilgilidir ve burada kontrol tamamı ile bizdedir. Ancak bu durum bütünüyle istediğimiz sonucun gerçekleşmesini garantilemeyecektir. Çünkü burada rakibin sahip olduğu avantajlı veya dezavantajlı durumlar maçın sonucunu etkileyecek diğer önemli parametrelerdir.

Kişinin burada yapabileceği tek şey kazanmak için üzerine düşen tüm ödev ve sorumlulukları yerine getirmektir ve sonrasında gelişecek neticeyi kabullenmektir. Bu galibiyette olabilir yenilgide.

c)Üzerinde hiçbir kontrol gücüne sahip olmadığımız şeyler:

Burada içsel dünyamızın ve kişisel iradi yönelimlerimizin bütünüyle devre dışında kaldığı olgular bahis konusudur. Sözgelimi, bir gök olayı olan ve belli kanunlara tabi kılınan güneşin doğuşu ve batışı veya çok sevdiğimiz bir yakınımızın vefatı gibi değiştirilmesi kişinin olaya müdahale edip, neticeyi tersine çevirmesinin imkansız olduğu durumlar bu kategoridedir. Bu tür durumlarda tavsiye edeceğimiz psikolojik davranış ve yaklaşım ise söz konusu olgunun değiştirilemez oluşuna dair geliştirilen kabullenmenin zamanla teslimiyete dönüşmesidir…

Sonuç bağlamında ifade edecek olursak eğer;

Eğer kişi ‘psikolojik bir konfora’ kavuşmak istiyorsa bu üç olası davranışsal durumu ayırt ederek ve bunlara yanıt olarak verilen çözümleri gündelik yaşantısına sürekli uygulayarak algısını, iradesini ve eylemini rasyonel bir zemine oturtabilir ve böylelikle pozitif bir ruhsallığa erişebilir.

Aksi takdirde Alman teolog Dietrich Bonhoeffer’e ait bir tespit olan’ Bir kere yanlış trene bindiyseniz, koridordan ters tarafa koşmanızın hiçbir yararı olmaz.’ İfadesindeki çelişik ve çaresizlik barındıran hakikati temsil eden bir psikolojik kaos durumu kaçınılmaz olur...

(Dietrich Bonhoeffer’e ait yukarıdaki söz, yanlış bir şekilde Friedrich Nietzsche’ye atfedilmektedir.) 

 

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır