12 Mayıs 2021


Asıl Tehlike; TOPLUM



Muhammet Mehdi ERDOĞMUŞ

A- A+

Yaşadığın bataklığa cennet diye bakmak için

Senin de bir kurbağa olman gerek…!

--

Her yenilikçi kuşak için öncelikle bilinmesi ve yüzleşilmesi gereken; içinde yaşadığı ve ait olduğu toplumsal yapıdır. Toplumu tanımadan toplum için yapılmak istenen bütün çabaların boşa gideceği bilinmelidir.

Önceki yazılarımda önemle değindiğim Z Kuşağı için de bu gerçeğin değişmeyeceğini belirtmek istedim. Geçmişin yenilikçi kuşaklarından farklı olarak Z kuşağı, internet dünyasında dolaştığı için toplumla yüzleşmeyi ihmal ettiği kanısındayım.

Ülkemizin çağdışı siyasal düzeni, yönetim zihniyetiyle sınırlı değildir. Toplumsal zihniyetle beslendiği, desteklendiği ve korunduğu gerçeğini hatırlatırım. Daha önemlisi, gelişmeden, yenilikten, çağdaşlıktan, bilgi ve internetten korkan bir yönetim ve toplum anlayışı söz konusudur.

İnternette sosyalleşerek dünya insanı kimliği ile özgürleşmek yetmiyor, bu arayışın teminatı olabilecek bir devlet ve topluma da ihtiyaç olduğunu anlamak gerekir. Z kuşağının bu gerçeğin farkında olması kendi lehine olacaktır. Tersi bir durumun, hayal kırıklığının ötesinde bazı travmalara yol açabileceğini henüz yolun başında öğrenmeleri kendi yararlarınadır.

Geleceğe prangalar vuran statükocu, dinci, milliyetçi ideolojilerin egemenliği ve onu destekleyen toplumsal zihniyetin hâkimiyeti, her nesil için olduğu gibi Z kuşağı için de büyük bir tehdit ve tehlike oluşturmaktadır.

Z kuşağı için olmazsa olmaz olan özgürleşmenin önünde en önemli engel söz konusu toplumsal yapıdır. Bu nedenle özgürleşmek yolunda öncelikle yüzleşilmesi gereken de bu gerçeklerdir.

Hukuk gibi bir ilkenin varlığı önemsenmeyen bir devlet ve toplum düzeninde bırakın özgürlüğün, insan yaşamının dahi güvende olmadığı yeterince açık değil midir?

Bir KHK Kararnamesi ile on binlerce insanın cezaevlerinde tutulduğu, iş ve görevlerinden alıkonduğu, yaşamları dâhil insanlık adına söz konusu olan bütün haklarının yok sayıldığı bir ülke değil miyiz?

Bu uygulamalara, insanlık onurunun gereği olarak itiraz etmesi gerekirken, alkışlayan, destekleyen bizim toplumumuz değil midir? Bu durumda gelişme, yenilenme ve yeni kuşaklar için en büyük tehlike toplum değil midir?

Hakikat ve dinin, ahlak, adalet ve iyiliğin sadece dillerde gezindiği, ibadetlerin gerçekliği örten bir kılıf olarak kullanıldığı, gerçekte ise haksızlığın, kötülüğün, sömürünün yaygın olduğu bir ülkede, en kötüsü de bütün bunları kanıksayan bir toplumsal çoğunluk varken korkmamak mümkün müdür?

Korkmamak demek, tehlikenin farkında olmamak demektir. Yakın tehlikeyi fark etmeyenlerin uzak tehlikelerden korunması neye yarar? İnternette kaybolarak tehlikeden emin olunamaz.

Bu nedenle yeni nesli, özellikle Z kuşağını yakın tehlikeye karşı uyarmak istedir. Bu tehlike, ailelerdir, komşular, akrabalar ve toplumdur. Gençlerin, bu kesimlerin yakın tehlike oluşturduklarını bilmeleri gerekir. Yönetimlere hukuksuzluk, haksızlık, zulüm cesareti veren de bu kesimlerdir.

Çocuklarının dahi yönetimlere kurban olmasına rıza gösteren bu yığınlardır. 40 yıldır, neredeyse her gün bir kaç ocağa evlat ateşi düşmektedir. Gerekçesini sormak yerine “vatan sağ olsun” diyen bu toplum değil midir?

Unutmayalım ki bunlar, bizim anne babalarımızdan, akraba ve komşularımızdan oluşmaktadır. Çocuğunun öldürülmesini dahi sorgulamayan bir aile, evlat için tehlikeli değil midir?

Bu durumda özgürleşmek, özgür olmak, dünya insanı kimliği ile güven içinde olmak mümkün mü? Toplumu ve ailenizi tanımak için İnternetten biraz zaman ayırmanızı öneririm. Nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunuzu fark edin!

Yaşam internetten ibaret değildir. İçinde yaşadığınız toplumu tanımak en az internet kadar önemlidir. En azından kendi özgürlüğünüz için bunu yapmak durumundasınız.

--

Yarın çiçeklerin kokusu saracaksa eski bir bataklığı,

Bugün bir çiçek açacağındandır özgürce…

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır