19 Haziran 2024


Seçim Değerlendirmesi



Abdulbaki ERDOĞMUŞ

A- A+

2023 seçimleri; statükonun devamı veya değişim için çok önemliydi. Değişime değil, sandık marifetiyle statükonun devamına karar verildi.

Bizim akran, yıllardır demokratik siyaset mücadelesi vermekte ve yüzüncü yılında cumhuriyetin demokrasi ile taçlandırılmasını umut etmekteydi.

Yanıldık, ters köşe olduk, statükoya yenildik.

Bizi yanıltan devletin bizzat kendisidir, müesses nizamıdır, devletin kurumsal gücüdür, yönlendirdiği ve bugün olduğu gibi doğrudan yönettiği siyasi partilerdir, seçimler ve seçim sandıklarıdır ve demokrasi oyunudur.

Hukuku esas almayan iktidarlar, siyasi partiler ve medeni olmayan toplumlar için adalet, hak ve hürriyetlerden önce devlet (müesses nizam) öncelenir ve değişime tercih edilir. Yani esas olan; egemen güçtür.

Bu güç, “devlet bekası” iddiasıyla müesses nizamı temel alan yasalara dayanır. Halkın hak ve hukuku ise egemen güce boyun eğdiği ölçüde korunur. Buna göre halkın güvencesi hukuk değil, devlettir.

Ülkenin geleceği için değişim; hayati bir öneme sahip olmasına rağmen seçimlerde çoğunluk tarafından tercih edilmedi/ettirilmedi.

Seçimlerde her çeşit “hukuksuzluk” ve “hile” ihtimalleri dahil, hangi gerekçeyle olursa olsun çoğunluk, tercihini müesses nizamdan, merci sistemden ve devletleşmiş bir iktidardan yana kullandı.

Daha açık bir tanımla, bu kesimler devleti karşılarına almak istemediler. Bu tutum, geleneksel Türk muhafazakarlığıyla da örtüşmektedir.

Bu nedenle sorgulanması gereken halk değil, müesses nizam ve söz konusu muhafazakarlık zihniyetidir. Bu bağlamda Cumhur ittifakına ve CB Erdoğan’a oy veren seçmenleri aşağılamak, hor görmek, küfür ve hakaret etmek doğru değildir.

Muhalefet içinde de bu zihniyeti paylaşan kesimlerin olduğunu da unutmamak gerekir.

Türkiye gibi otoriter sistemle yönetilen devletlerin, demokrasiye, değişim ve hukuka direnmesinin en önemli nedeninin bu yapısal sorun olduğunu düşünüyorum.

Sonuç itibariyle 2023 seçimleriyle cumhuriyetin yüzüncü yılında değişim ve demokrasi yolunu açmak yerine, en başa yani 1924 yılına geri dönmeyi seçtik. Seçmekle kalmadık “zafer” olarak kutladık.

Mevcut iktidar, yandaşları ve Cumhur ittifakının radikal ve dışlayıcı tutumunun devam etmesi durumunda, ülkemizde çok daha derin krizlerin yaşanacağı ve siyasi yolculuğumuzun belirsiz bir istikamette yol alacağı kuvvetle muhtemeldir.

Ülkemizi tehdit eden bu kötü ve tehlikeli gidişatı durdurmak için radikalizme, düşmanlığa, kin ve nefrete değil, makul ve yeni bir siyasete ihtiyacımız olduğu çok açıktır.

Devletçi, radikal milliyetçi, ideolojik ve kimlik siyasetinin toplumsal karşılığı olsa da sorunları daha çok derinleştireceğini ve ülkemizi çok daha derin krizlere sürükleyeceğini artık görmek durumundayız.

Bu ülke tek bir dini-etnik-inanç vb unsurun yurdu değil, bütün farklı unsurların, yani hepimizin ülkesidir.

Hangi partiye oy verilirse verilsin, hep birlikte sağduyu ile ülkemizin ve gençlerimizin geleceği için yeniden ve tekrar tekrar düşünmeliyiz.

Ülkemizin geleceği için yeni dönemde makul siyasetin gereği olan ayrıştırıcı, dışlayıcı, ötekileştirici ve düşmanca siyaseti bir tarafa bırakmak zorundayız.

Aksi halde telafisi mümkün olmayacak ve hepimizi etkileyecek olumsuz bir akıbetle karşılaşmamız mümkündür.

Aksi halde telafisi mümkün olmayacak ve hepimizi etkileyecek olumsuz bir akıbetle karşılaşmamız mümkündür.

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır