17 Haziran 2021


İnsan ve Konumu



Muhammet Mehdi ERDOĞMUŞ

A- A+

Ne sanırsın kendini bu koca deryada,

Altı üstü bir damlasın ne bu hırçın dalgalanma!

--

Evren, yaratılış ve işleyiş bakımından bir denge üzerine kurulmuştur. Canlı ve cansız tüm varlıklarla birlikte insan da bu düzende evrenin bir parçasıdır.

İnsanı diğer varlıklardan ayıran ise, akıl ve irade bağlamında bu dünyada yaptıklarının bir sorumluluk oluşturmasıdır. İnananlar açısından insan, doğal olarak bu sorumluluk karşısında ahiret hayatında hesap vermek durumundadır.

Sorumluluğunu unutan, özellikle de hesap verebileceğini yok sayan bir anlayışa sahip insanların, kendilerini evrenin merkezinde zannedip ve evrenin adeta kendilerinin etrafında döndüğünü düşünüp üstünlük taslamaları söz konusu düzenin işleyişi açısından sorun teşkil etmektedir.

Hükümranlığın kendisine ait olduğunu düşünen azgın insan, yaratılan her şeyin de kendisine hizmet için yaratıldığını sandığı için dilediğini yapma ve yaptırma konusunda sınır tanımaz bir yetki kullanmak istemektedir.

Sınırlanamayan arzu, hırs ve azgınlığın sonucu olarak sadece doğaya ve diğer canlılara zarar vermekle kalmaz, kendi cinsiyle de sınırsız bir mücadele ve savaş içine düşmektedir.

Doğa ve insan katliamlarının aralıksız ve yoğun yaşanmasının nedenlerini bu gerçeklikte aramanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Ormanların, nehir ve ırmakların yok edilmesi, hava, su ve toprağın kirletilmesi, ölüm kusan savaş araçlarının geliştirilmesi gibi olumsuzlukların nedeni; azgın insanın bu doyumsuz tatmin olmaz arzularıdır.

İnsanlara bakan yönüyle yaşanan yoksulluk, ayırımcılık, dışlanmışlık, katliamlar, soykırım ve göç gibi olumsuzlukların tamamında doyumsuz ve sınır tanımayan azgın insanın hırsları yatmaktadır.

Söz konusu anlayışın çağımızın modern insanı için de geçerli olması evren düzeni için tehdit oluşturmaktadır. Büyük bir gelişme olarak değerlendirdiğimiz insanın Uzay yolculuğu; bir keşif olmaktan öteye taşınması hiç de iyi niyetle izah edilebilecek bir durum değildir.

Dünyayı tüketen insanoğlunun gözünü uzaya dikmesi Evren adına hiç de olumlu görünmektedir. Nerede olursa olsun insan, kendini efendi, hükümran olarak konumlandırdığı sürece sonuçlarının olumsuz olması kaçınılmazdır.

Bu bağlamda, Uzay’da yerleşim ve yaşam alanlarının oluşturulması durumunda, dünyanın başına gelenlerin Uzay’ın da başına geleceğinden kuşku duyulmamalıdır.

İnsanın, öncelikle ne dünyanın, ne Uzay’ın, ne de evrenin efendisi ve hükümranı olmadığını bilmesi ve anlaması gerekir. Yine bilmesi gerekir ki, yaratılanların en şereflisi ve üstünü de değildir. Onu üstün ve şerefli kılacak olan; kendisini, evreni ve yaratıcısını bilmek, yaratıcı ve yaratılanlara karşı sorumluluk bilincinde olmaktır.

İnsan; evrenin ve kendisiyle insanlıkta eşit olan hemcinslerinin, hatta hiçbir canlının efendisi ve hükümranı değildir. Bu nedenle her canlı gibi hükümranlığın tek sahibi olan Allah’ın hükümranlığında yaşamasını ve haddini, sınırını bilmesi gerekir.

--

Katlederek yaşamakla üstün olamazsın bu dünyada,

Hiçbir şey senin için değil bir parçasın sadece bunu anla!

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır