Abdulbaki Erdoğmuş: Zazalar Kürtlerin özüdür, hasıdır

Abdulbaki Erdoğmuş: Zazalar Kürtlerin özüdür, hasıdır

13 Mayıs 2024   /   2 ay önce 0


Koordinaötürmüz Abdulbaki Erdoğmuş'un Elips Kitap’tan yayınlanan “Tarih Boyunca Mezopotamya’da Siyasi Yapı: Zazalar” isimli kitabı özelinde Dersim Gazetesine verdiği röportajı ilginize sunarız. 


Eski milletvekili ve ilahiyatçı Abdulbaki Erdoğmuş; Elips Kitap’tan yayınlanan “Tarih Boyunca Mezopotamya’da Siyasi Yapı: Zazalar” adlı kitabında Zazaların okumaya, tarihlerini öğrenmeye, akletmeye ve kendi mevcudiyetlerini ortaya koymaya başladıklarında küllerinden doğacaklarını söylüyor. Zazaların ancak kimliklerine ve dillerine sahip çıkarak bugün karanlık görünen geleceklerini mutlak surette aydınlatacaklarına inandığını söyleyen Erdoğmuş’la yeni kitabı hakkında konuştuk.

Kimdir Zazalar?

Anadolu’nun en eski topluluklarından biri Zazalar ama bir tarih bilincinden mahrum olduklarını da söylemeliyim. Zaten kitabı yazmanın nedenlerinden biri de budur. Yani köklü bir tarihleri olmalarına rağmen tarih bilincinden yoksun ve sadece gelenekleriyle tanınan bir toplum haline gelmeleri trajikomik bir durumdur.

Mezopotamya coğrafyası, çok kültürlü, çok etnisiteli ve çok inançlı bir havza. Üzerinden binlerce yıl geçmesine rağmen sadece gelenekleriyle bile var olmak da hakikaten büyük bir başarıdır, büyük bir marifettir. Ancak tarihi kökleri bu kadar güçlü bir topluluğun bugün en azından dilleri bakımından yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış olmaları hepimiz için bir trajedidir.

Peki neden bu topluluk sadece gelenekleriyle var oldu, acaba tarih içerisinde de böyle miydi?

Oysa geçmişe dönüp baktığımızda bu topluluk Kürt, Kürdi olarak tanımlanan bir topluluk ve ve M.Ö. 2000’li yıllara kadar kayıtlara rastlamak mümkündür.
Bu kayıtlar üzerinden yani Zaza kelimesi üzerinden de aynı kayıtlara ulaşmak mümkün. Burada en önemli şey Kürdi-Kırd kavramı üzerinden bu topluluğun var olmasıdır. Kürtler bu coğrafyanın en etkin unsurlarından biri. Bu unsurun öznesi de Kırd dediğimiz ve sonradan Zaza olarak tanımlanan bu toplumdur. Yani özne olan Zazalar bugün tali ve bir parça durumuna düştüler.

 

Zazalar için Kürtlerin ana unsuru diyebilir miyiz?

Ben kitabımda Kürtlerin ataları olarak tanımlıyorum. Yani ana unsur esas itibariyle Zazalardır, diğerleri tali unsurlardır. Şerefxani Bitlisi Kürtlerden bahsederken dört unsur sayar: Kurmanç, Lorani, Sorani ve Gorani. Zazaları saymaz ama bu Zazaların Kürt olmadıklarını veya Kürt bir unsur olmadıklarını göstermez. Daha sonra Zazalar da beşinci bir unsur olarak ilave edilmiştir.  Zazalar farklı bir dili de teşkil eder.

Nasıl bir farklılık?

Zazaların da dili Kürdi olmasına rağmen farklı bir dildir. Ve benim kendi araştırma ve incelemelerimde vardığım sonuç Kürtçenin de anası Kırdi dediğimiz Zazacadır.  Kurmancı ve diğer diller esasen bu ana unsurdan kopan ve gelişen dillerdir.

Bu süreç içerisinde bu topluluk daha çok dağlarda yaşadığı için ve savaşçı topluluklar olduğu için kendi dilleri de gelişmemiş. Çünkü dağda kullanılan dilin sınırları vardır ve kelime hazinesi daha düşüktür, daha azdır, cümle kuruluşu daha farklıdır ama ovaya ve yerleşik yerlere gelen diğer unsurlar ise zaman içerisinde dillerini geliştirmiş ve bugün itibariyle Kurmancinin hak ettiği bir yerde olduğunu söyleyebiliriz. Bugün Kurmanci edebiyat dilidir, hatta felsefe dilidir.

Dolayısıyla özne olan yani ekradın, Kürtlerin özne topluluğu olan Zazalar ne yazık ki bugün özne olmaktan çıkmış, dilleri lehçe, kendileri de Kürtlere yaslanan adeta bir topluluk haline gelmiş. Bunun bir nedeni de dillerinin eğitim dili olarak kullanılmaması, eğitim dili olarak Kurmancinin kullanılmış olması, Zazacayı yavaş yavaş yokluğa mahkûm etmiştir.

Eskiden de medreseler daha çok yerleşik yerlerde ve ana merkezlerdeydi. Ana merkezlerde de ya Arapça ya da Kurmanci eğitim yapılırdı. Zaza gençlerinden eğitim görenler de ya Arapça eğitim alırdı ya da Kurmanci eğitim alırdı. Memleketlerine dönüşte de kurdukları medreselerde ya Arapça ya da Kurmanci ders vermek zorunda kadılar. Dolayısıyla Zazaca’nın eğitim dili olmaması, Zazaca’yı yokluğa mahkûm eden nedenlerden birisidir.

12 ilde kaleleri olan şehirler kurmuş, belli bir hakimiyete sahip olan Zazaların tarihsel yönünü anlatır mısınız?

Mesela Hurilerle ilgili çok açık net bulgular, Hurilerin Zaza olduğuna dair. Hurilerden gelen bu damarın daha sonra Mervani Devleti’ni inşa ettikleri tarih kitaplarında kayıtlıdır. Bu coğrafyayla özdeşleşen bir tarihi var. Bazı iddialara göre mesela bu Cudi Dağı’ndan ismini alan Kurdi topluluklar var. Bunu tabletlerden, birçok kaynaktan çıkarmak mümkün. Bu kitabımda da onlardan bahsettim. Dımili Zazaları diyoruz, Rüveyhi Zazaları var, işte Dersim Zazaları var, Permeki Zazaları var, Horasan Zazaları var.

Peki kaynağı Kırd dediğimiz Zazalar olan bir topluluk ne oldu da bu hale geldi, özne olmaktan çıktı, tali bir mesele haline geldi?

Kürt siyasetinde bile alt kimlik gibi tanımlanıyor. Bunu görüyoruz ve üzülerek söylüyoruz. Mesela Selçukluların Anadolu’ya gelmesinde, Alparslan’ın Malazgirt’te kazandığı savaşta, Kürtlerden kendisine yardıma giden ve kendisiyle ittifak eden unsur Zazalardır, Mervani Zazalarıdır. Ve o coğrafyanın aşiretleridir. Sonradan Kurmanclaşmış mesela Badikiler, Hayderiler aslında Kurmanc değil özü itibariyle Kırd’dır, Zaza topluluklarıdır.

Zazaların nasıl bir duruma geldiğine örnek olsun diye söylüyorum. Osmanlı’da Yavuz Sultan Selim’le yapılan ittifak sonucu Kürtler kendilerine Hicaz ve Mısır yolunu açtılar. Bunun karşılığı olarak daha geniş bir hakimiyet alanı beklerken bu sefer kendi devletlerinden oldular, mirliklerinden-beyliklerinden oldular. Sonra Cumhuriyet döneminde de Türk ve Kürt elitleri birlikte Cumhuriyet projesi üzerinde çalışıp anlaşırken Cumhuriyet’ten sonra bu sefer bırakın kendi yerel varlıklarını, kimliklerini de kaybettiler.

Cumhuriyet dönemi kıyımlarında Zazalar yok mu?

Hepsi zaten bu coğrafyada esas itibariyle bastırılmak istenen, kıyıma tabi tutulan Zaza topluluklarıdır. Koçgiri, Dersim, Şeyh Said, Sason buralarda Zazalar etkin ve savaşçı bir unsur. Bu savaşçı unsuru yok etmek, bertaraf etmek hem İran’ın hem Türkiye’nin, Osmanlı’nın ve daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak politikası olmuştur.  Zazalar bugün itibariyle çoğunlukla Türkiye’de yaşıyor. Mesela Kurmancların İran’da eyaletleri vardır, okulları vardır, dilleri resmi olarak da kullanılır, sosyal alanda da kullanılır, eğitim alanında da kullanılır. Irak’ta Kürdistan vardır, zaten dilleri kullanılıyor, ulusal ve uluslararası kullanılıyor. Şimdi Türkiye’de yasal olmasa da Kurmanci kullanılır, sokakta yaygın olarak, siyasette yaygın olarak kullanılır ama Zazaca kullanılmaz. Adeta Zazalara ve Zazaca’ya bir ambargo konuldu.

Cumhuriyet’le birlikte Kürtler inkar edilmeye başlandı. Üniversiteler üzerinden, siyaset ve eğitim üzerinden Kürtlerin Türk olduğu ispatlanmaya çalışıldı. Daha sonra bu gerçekleşemeyince bu sefer sadece Zazaların Türk olduğu tezi ortaya çıkarıldı ve hala bu tez ne yazık ki savunuluyor, savunulmaya çalışılıyor. Ama bu tezin de Zaza topluluklarının çoğunluğu tarafından kabul edilmediği anlaşılınca bu sefer ayrımı Kürtlük içerisinde gerçekleştirmek istediler. Dediler ki Kürt ayrı, Zaza ayrı.

Özellikle bu son 20 yılda bunun sistematik olarak uygulandığına dikkat çekmek istiyorum. Bu siyasette de böyle mesela bizim siyasetçilerimiz de var. Özellikle Zaza siyasetçileri konuşurken işte Kürtler, Zazalar diye bir ayrım yapıyorlar. Oysa biraz önce ifade etmeye çalıştım, burada özne Zazalardır, Zazalar Kürdün özüdür, Kürdün hasıdır. Zazaca, Zazaki, Kırdki dediğimiz dil asıl Kürtçedir. Ama ne yazık ki bugün Kürtçe denildiğinde daha çok Kurmanci akla geliyor.

Tarihte böyle var olmuş bir topluluğu yok olmaya nasıl vicdanımız kabul eder. Bizim bir aidiyetimiz var, eğer o bu aidiyetimizi kaybedersek kimliksiz kalırız. Şimdi kimlik sahibi olmak ayrıdır, kimlik üzerinden siyaset yapmak, çıkar elde etmek bunlar ayrı şeylerdir. Zaten bu kimlik istismarına girer. Ama oysa insanın kendi kimliğini sahiplenmesi, kendi kimliğinden kaynaklı haklarını kullanmak istemesi insanın tabii bir hakkıdır. Bu bir ihsan istemez, bu birisinin desteğine ihtiyaç duymaz. Hak inkar edilince bir toplumun kimliği de inkar edilir ya da hak kabul edilir, bir toplumun kimliği de kabul edilir ve gereği yapılır.

Zazalar, Kurmanclar, diğerleri zaten akraba topluluklardır ve hepsinin ortak tanımıdır, ekrad yani Kürt. Bu topluluk tarih bilincinden ne yazık ki çok yoksundur. Ve bu bilincin yok olmasında ne yazık ki sos olarak kullanılan dinin de çok büyük etkisi var.

Ümmet bilinci ve din kardeşliği bütün inançları, kimlikleri korurken Kürtleri neden yok sayıyor?

Maalesef aynen öyle. Yani İslam kardeşliği denilen, din kardeşliği denilen tanım içerisinde soyut olarak Kürtler vardır ama somut söz edilince Kürtlerin varlığını söylemeniz ırkçı olarak tanımlanır. Mesele Kürt meselesiyse en saygın din adamları dahi “ya bunu konuşmayalım ya bu ırkçılık yapmayalım” gibi gayet masumane görüntüyle müdahale ediliyor. İslam kardeşliği tezi de zaten çökmüş durumda. Bu nasıl bir kardeşlik ki biri diğerinin kimliğini yok sayıyor, biri diğerinin dilini yok sayıyor, biri diğerinin tarihini yok sayıyor ve kendi tarihi içerisinde eritmeye çalışıyor, asimile etmek istiyor. Bu nasıl bir din kardeşliğidir, nasıl bir İslam kardeşliğidir? Bu nedenle Kürtlerin bu Müslümanlık sosu ile hakikaten aldatıldıklarını kabul etmemiz lazım.

Mesela Zazaların kimliği, tarihi, siyasal yaşam alanı, oluşturdukları krallıklar, beylikler söz konusu edildiğinde o insana en masum biçimiyle etnik milliyetçi gözüyle bakılır. Ama Arap’ı anlatın, Türk’ü anlatın, Fars’ı anlatın hiç kimsenin aklına bir etnik milliyetçilik gelmez. Kürtler söz konusu olduğunda, ne hikmetse etnik milliyetçilik hemen aklına gelir ve müdahale yapılır. Bu müdahale din üzerinden yapılır.


Yorumlar (0)



Bu habere ait yorum bulunmamaktadır