
Dahi felsefeci Friedrich Nietzsche’nin felsefe literatürüne kazandırdığı ve kendi felsefesinin iki merkezi teriminden biri(diğeri büyük bir yaşam coşkusunu bünyesinde barındıran ‘güç istenci’ kavramıdır.) olan üst insan kavramı, kendini gerçekleştiren insan için anlamını bulmaktadır. İnsan doğuştan boş bir levha(tabula rasa) hüviyetindedir. Yani insan şekil bulmaya dönük hazır bir programla doğan bir varlık değildir. Aksine iradi seçimlerine bağlı; sürekli bir oluş hali hakimdir yaşantısına. O yüzden insan, bi’l-kuvveden (potansiyel), bilfiile (gerçekleşen) geçme üzerine bir tasarımla yaratılmış bir varlıktır. ((Nietzsche gerçekten çok ilginç ve derin bir düşünürdür. Şöyle ki; ta 1870’li yıllardan itibaren günümüz insanının bireysel ve toplumsal sorunlarını ön görüp, teşhis etmiş ve kendince bunlara çözüm reçeteleri sunmuş çok önemli bir ‘bilge’ olamamış entelektüel kişiliktir. Bilgeliğe çok yaklaşmış fakat bir türlü zihninin kalıplarının ötesine geçemediği için bu kuantumsal sıçrayışı gerçekleştirememiştir. (Entelektüel zihin, deterministik yasalarla işlevseldir. Bilge’nin zihniyse, determinizm ve indeterminizmin birlikte aktive olduğu süper determinizm olarak tanımlanan algoritmayla faaliyet gösterir. İki zihin tipi arasındaki en temel fark bu işleyiş biçimlerinde gizlidir.) Ve yine düşünce tarihinin en büyük isimlerinden biri olan ünlü filozof Heidegger, ilginç ve tamamen temellendirilmiş bir şekilde Nietzsche için ‘Batı felsefesinin çıkardığı son büyük metafizikçisidir’ tespitini yapar.))
Nietzsche ‘üst insan’ kavramına en bariz ve vurgulu şekilde ‘Böyle Buyurdu Zerdüşt’ isimli eserinde yer verir. Bizde bu eserdeki tanımlamalara bağlı kalıp, düşünürün felsefesinin genel hatlarını da göz önünde bulundurarak konuya dair tespit ve değerlendirmelerimizi yapacağız.
Nietzsche’nin bu konudaki fikirlerini yukarıda ifade ettiğimiz gibi temel alarak ve buna ek olarak doğamızda var olan fıtri cüretimize binaen bazı ek yaklaşımlar da sunarak,
Üst insan kimdir?
Sorusuna cevap aramaya çalışacağız:
1-Kendisinin en iyi versiyonuna kesintisiz bir şekilde sebatla ve ısrarla yürüyen kişidir.
2-Yaşamında karşılaştığı zorluk ve acıları göğüsleyip; bunların yaşamın bir tonu olduğunu ve bunlardan kaçı(nı)lamayacağını bilerek bu süreçleri ustalıkla yöneten kişidir. Kısaca üst insan, acılarını ve yaşamsal sorunlarını yöneten ve bunlardan olumlu değerler ortaya çıkaran kişidir. Acıların ve belirsizliklerin, onu yönettiği kişi değil.
Bu madde için düşünürün okuyucularına sunduğu özel aforizması ise şudur: Beni öldürmeyen şey(acı), beni güçlendirir.
3-Üst insan, doğasında mündemiç olan güç istenci kavramıyla sağlıklı bir ilişki içinde olan kişidir.
4- Üst insan, içsel ve yaşamsal kaosları kucaklayıp; buradan müspet(olumlu) sonuçlar çıkarabilen bireydir.
5- Üst insan, kendi değerlerini kendisinin oluşturduğu kişilik tipidir. İyi ve kötü kavramlarına dair kendine özgü bir bakışa sahiptir. Yine ahlak anlayışı da sürüden(toplumdan) ayrı ve kendine hastır.
Dinlerin, ideolojilerin ve toplumsal gelenek ve göreneklerin değerlerini taklidi olarak kabul etmez. Bunların ona dayattığı değerleri tahkikten geçirip; kendine has yeni bir değerler manzumesi oluşturur.
6- Üst insan, kaderini severek ona teslim olmuştur.
Amor Fati (kaderini sev) şiarıyla yaşamsal acıları ve sevinçleri birlikte kavrayarak bunlardan içsel bir haz devşirir.
7-Üst insan, toplumdan ayrılarak yalnızlaşmayı göze alabilen ve bu yalnızlığı zamanla ‘tek başınalığa’ dönüştürebilen kişidir. (Yalnızlık: Birey, öteki ile iletişime çok ihtiyaç duyar fakat bu, türlü sebeplerle gerçekleşmez. Bu başarısızlık nihayetinde bireyi mutsuzluğa sürükler. İnsanların genelinde ve yaşamlarının büyük bir kısmında bu durum gerçekleşir. Tek başınalık ise bireyin kendisiyle yetinebilmesi, kendinden beslenebilmesidir. İnsanların çok azı tek başınalığı deneyimlerken; geneli yalnızlığı yaşar.)
Nietzsche, Zerdüşt peygamberin 30 yaşında yaşadığı toplumdan ayrılmasını ve yaklaşık 10 yıllık çok değerli bir inziva döneminin akabinde tekrardan topluma dönüşünü okuyucunun nazarına verir. Burada Zerdüşt peygamber de diğer tüm peygamberler gibi yaşadığı toplumun dışına çıkarak toplumsal sorunları daha net bir şekilde tespit etme açısını yakalar. Ve daha sonra bireysel ve toplumsal sorunlara çare mahiyetindeki yepyeni değerlerle bir zamanlar terk ettiği toplumuna büyük bir şefkatle geri döner. (Nietzsche’nin düşünüş dünyasına göre Zerdüşt peygamber ‘üst insanı’ en iyi şekilde temsil eden kişiliktir.)
8-Kendine özgü bir üretim tarzı vardır.
Çığır açıcı sanatsal üretimlere imza atan bireyleri dikkatlice incelediğimizde ‘üst insanın’ neredeyse tüm sıfatlarına sahip olduklarını kolaylıkla fark ederiz. Çünkü üst insan, insanlığı bir aile olarak gördüğü için bu aileyi her yönüyle bir tekamül çizgisinde tutma ve ilerletme çabasını ve görevini temsil eden kişidir.
9-Üst insan, gayey-i hayal(dava) sahibidir. Yani Heidegger’in tabiriyle ‘bu dünyaya fırlatılmış insanın’ yaşamının anlam bulmasını sağlayacak ve varoluşsal sancılarını kısmen de olsa dindirecek bir amacın sahibidir.
10-Üst insan, bedenini yadsımaz ve bu dünyanın nimetlerini tahkir etmez. Ona bahşedilen bu yaşam nimetini büyük bir coşkunlukla takdis eder. Ve belli ölçüler içerisinde bu dünyevi nimetlerden faydalanıp; tahdis-i nimette bulunur.
11- Ve üst insan ‘güdü terbiyesini’ gerçekleştirmiş kişiliktir aynı zamanda…
Misafir