12 Mayıs 2021


Düzeni Bozmak!



Muhammet Mehdi ERDOĞMUŞ

A- A+

Sen de herkes gibi bir erzakla gönderildin bu dünyaya

Onu bir başkasına çaldırıp açlık kaderimdir deme bana!

--

Yaratılış ve işleyiş bakımından muazzam bir sistemle kurulmuş bir kâinat düzeni vardır. Bu düzende her canlı, en küçükten en büyüğe kadar (insan-hayvan-bitki-mikrocanlılar vb.)  birbirleriyle bir bağ ve uyum içinde yaratılmışlardır.

Aynı çarkın dişlileri gibi. Var olan bu canlılardan birinin azalması veya yok olması istisnasız tüm kâinatı etkileyecek bir düzen bozukluğuna neden olacaktır. Bunu da yapan tek canlı türü insandır. Özellikle de insanın kendi cinsine karşı acımasız tutumu bu düzenin bozulmasında en büyük etkendir.

İzlediğim bir film üzerinden insanın insana karşı takındığı tutumun düzeni nasıl alt-üst ettiğini anlatmaya çalışacağım.

Yönetmenliğini Galder Gaztelu-Urrutia ‘nın yaptığı 2019 yılı Netflix yapımı korku, bilimkurgu, gerilim düzeyinde İspanyol filmi ‘The Platform’, bizlere dünden bugüne insanoğlunun var olan düzeni nasıl bozduğunu göstermesi açısından bir ders niteliğinde. 

İsmini, dikey olarak yüzlerce kattan oluşan bir platformdan alan filmde, her katta iki insanın kaldığı ve yemek servisinin yapılmasını sağlayan her katın ortasında kare şeklinde asansör boşluğu gibi bir boşluğun olduğu bir yapı.

Yukarıdan sıfır olarak başlayıp aşağıya doğru numaralandırılmış katlarda her gün iki dakikalığına durup sonra bir alt kata devam eden bir yemek masası indirilmektedir. Düzene uyulması durumunda her katta bulunan insanların iki dakika içinde günlük yemek ihtiyacını karşılaması mümkündür.

Ancak insanların aç gözlülük, doyumsuzluk, daha fazlasına sahip olma isteği, başkasının elindekini de alma hırsı gibi tatmin olmayı bilmeyen arzuları nedeniyle düzen bozulduğu için çoğunun yemek ihtiyacı karşılanamamakta veya artıklarla yetinilmektedır.

Konumlarına ve sınıflarına göre uygulamalar nedeniyle düzen bozulmakta, kavga ve cinayetler baş göstermektedir. Zayıf olan veya daha alt katlarda bulunanlar hakkı olan yemeği almamakta, yer değiştirdiklerinde de bir öncekilerin kendilerine yaptıklarının aynısını yapmaya devam etmektedirler.

Oysa Platforma girmeden önce herkese en sevdiği yemek ve yanında bir eşya seçme hakkı tanınır. Ancak mutfak katında herkese yetecek kadar yemeğin olduğu bir masa hazırlanmasına rağmen sadece onlarca kat ilerleyebilmektedir.

Çünkü mahkûmların aç gözlülüğü ve ihtiyacı olandan fazlasını yemeleri ile aşağıdakilere yemek kalmamaktadır. 30 günün ardından yerleri rast gele değiştirilen bu insanlar, bulunduğu katlara göre düzenin durumuna ayak uydurur veya karşı çıkarlar.

Bu uygulama ile yani yer değiştirmekle aşağıda horlanan kişilerle yukarda horlayan kişilerin aynı kişiler olduğu gösterilmektedir. Böylece herkesin fırsatını kolladığını, düzeni sağlamak, adaleti tesis etmek yerine bozuk düzenden daha çok yararlanmayı seçtiği ortaya çıkmaktadır.

Öyle ki yerinden memnun olanların sakinliği ve makuliyeti alt katlarda yer aldığında cinayet işleyecek kadar değiştiğini görebiliyoruz.

Film gerçek hayatta insanoğlunun kendi eliyle tüm düzeni bozan bir varlık olduğunu, güç ve şartların insanoğlu üzerindeki etkisini ve diğer insanlara bakışını anlamak için güzel bir örnek.

Aslında insanlar eşittir. Bulunduğu konum, dil, ırk, cinsiyet, renk açısından bir ayrıcalığı ve üstünlüğü yoktur. Ancak eşitliği bozan ve ayrımcılığa neden olan; hakkı olmadığı halde sofradan daha fazla yemek isteyen insanoğlunun ta kendisidir.

Hakkı ile yetinmemek, hak tanımamak, başkasının hakkını ele geçirmek, çalmak, yolsuzluk yapmak gibi uygulamalar yaratılış düzenini bozacağı için azgınlığa, kavga ve cinayetlere de yol açmaktadır. Her yolsuzluğun, başkalarının sofrasından lokmasını çalmak demek olduğunu anlatır bu film…!

Horladığımız, aşağıladığımız ve ötekileştirdiğimiz insanlarla aslında eşit olduğumuzu ve insanlık bakımından hiç kimsenin bir diğerinden üstün ve ayrıcalıklı olmadığını kabul etmek zorundayız.

Bu gerçeği anlamayıp sorgulamadan birlikte barış ve eşitlik içerisinde yaşamak mümkün değildir. Kurulu düzen devam ettikçe horlayanlar ve horlananlar, yukarıdakiler ve aşağıdakiler hep olacaktır. Yer ve konum değişikliği bu gerçeği değiştirmeyecektir.

--

Gözünü kapatırsan iki lokma için fırını çalana

Gün gelir bir lokma da kalmaz sana…

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır