05 Ocak 2026


YAŞAR KEMAL’E GÖRE NAMUSLU YAŞAMAK VE İYİ İNSAN OLMAK



Faik ÖCAL

A- A+

Yaşar Kemal, yarım asırlık bir aşk evliliğinden sonra vefat eden eşi Tilda’nın mezarı başında şu sözleri söylemiştir: “Biz namuslu bir hayat yaşadık. Biz iyi insanlar olduk.”

Olanca gerçekliğiyle ve zarafetiyle iki kişilik koca bir ömrü iki cümleye sığdırmak her babayiğidin harcı değil: Namuslu bir hayat yaşamak ve iyi insan olmak.

Yaşar Kemal, bazı Kürt yazarlar tarafından eserlerini Türkçe yazmış olduğu için eleştirilmiştir. Bu yüzden de onun Kürt edebiyatından değil, Türk edebiyatından saymışlardır. Belki de asıl sorulması gereken soru şudur: Anadiliyle yazmak, namuslu bir hayat yaşamak ve iyi bir insan olmak için yeterli midir? Her insanın gelişim koşulları, yaşadıkları, bilinçlenmesi doğal olarak birbirinden farklıdır. Burada önemli olan namusuyla yaşamak ve yazmaktır.

Arapçada namus daha çok “ırzını korumak” anlamında kullanılmaktadır. Irz kelimesini; kişinin ruh ve beden bütünlüğünü koruması, yaratılışının asli vasıflarını muhafaza etmesi, belli bir soyu sopu olması anlamında düşünebiliriz.

Aynı kelime Yunancada “nomos” olarak karşımıza çıkar. Heraklit, nomosu yasa ile sınır çizmek anlamında kullanmıştır. Bu açıdan nomos hukuka inanmaktır, nomos gücünü evrensel ahlak yasalarından almaktadır.

Aristo, nomosu belirli bir toplumsal çevrede etkin olan davranış kurallarına dayandırmaktadır. Buna göre toplumdaki belirli kurallar ve davranış örüntüleri, o toplumun namusunu/nomosunu oluşturmaktadır. Halk yasaya inanmaktadır. Nomos, gücünü toplumun rasyonel davranış kalıplarından almaktadır. Aristo’da nomos, rasyoneldir.

Platon’un son kitabının ismi “Nomoi”, yani “kanunlar” ismini taşıması bile, onun nomosa ne kadar değer ve önem verdiğini gösterir. Buna göre yasalara uyan namuslu, uymayanlar ise namussuzdur.

Genel olarak yasaları ikiye ayırabiliriz: Hukuka dayalı toplumsal yasalar ve vicdana dayalı bireysel yasalar. Yaşar Kemal vicdanına göre yaşamış dürüst bir aydındır. O eserlerini Kürtçe yazmamıştır ama Kürt köküne bağlı kalarak eserlerini ortaya koymuştur. Kürt kökü, her eserinde kendini gösterir, hissettirir.

Onda Kürt kökünü esas olarak üç şekilde görürüz:

1-Karakterler: Çoğu karakter Kürt’tür. Onun eserlerinde Kürt karakterler kökleriyle boy gösteriler.

2-Mekanlar: Romanların geçtiği mekanlar çoğunlukla Kürt coğrafyasıdır ve Kürt tarihiyle birebir ilişkilidir. Yaşar Kemal, mekanları Kürt realitesiyle tasvir eder, konuşturur.

3-Olaylar: Yaşar Kemal’in eserlerinde anlattığı olaylar, Kürt halkının tarihsel sorunlarıyla birebir örtüşür.

Sözü Yaşar Kemal’in Demirciler Çarşısı Cinayeti romanının hem başında hem de sonunda Derviş Bey’e söylettiği şu söze getireceğiz: “O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler çekip gittiler.”

Burada atı, gerçek anlamının dışında bir ulaşım/iletişim aracı olarak da düşünebiliriz. Roman, 1974 yılında yayınlanmış. Ustanın bu sözü söylemesinin üzerinden yarım asır geçmiş. Yarım asır, az bir zaman değil. Eskiden az da olsa iyi insanlar vardı güzel atlarıyla. Şimdi ne iyi insanlar kaldı ne de güzel atlar. Kötülüğümüzle hepsini ya öldürdük ya da kaçırdık. Meydan kötülüğe, kötülere kaldı. Burada amacımız umutsuzluğu ön plana çıkarmak değildir. Amaç, romanın resminde insanın son halini ortaya koymaktır. Bu resimde iyi insanlar gözükmüyorlar, kıyıda köşede sessizce yaşamaya çalışıyorlar. Güzel atlar öldürüldü. Güzel atlarının yerini teknolojik yaratıklar aldı. Teknoloji; art niyetli, kötü insanların elinde oyuncağa dönüşmüş vaziyette. Yaşar Kemal, bütün bu olumsuzluklara rağmen namuslu bir hayat yaşadı ve iyi bir insan olmaya çalıştı. Eserleri, “namuslu bir hayat nasıl yaşanılır? İyi bir insan nasıl olunur?” sorularına cevap niteliğindendir. 

Namuslu olmak, iyi insan olmak; adeta eski kitaplardan yere düşmüş nostaljik sözlermiş gibi, kimse dönüp bakmıyor, ehemmiyet vermiyor. Gücün hükmü ve yasası her yere hakim. Namuslu yaşamak, ateş közünü avucunda tutmaya benziyor. Söze inanmaz oldu insan. Sözün hiçbir ağırlığı kalmadı nomosta. Söz, güzel atlara binip gitti bir daha dönmemek üzere, geride güç kaldı çirkin ruhlu insanların elinde. Her köşe başını tutmuş ruhsuz ve namussuz insanlar, ellerinde tuttuğu soğuk silahlarla, dillerinin altında gizlediği zehirli kelimelerle. İnsanlar nomostan, sözden ve iyilikten bahsetmeye korkar oldu. Dünyanın nomosu kalmadı. Güç sahibi insanlar dünyanın ırzına geçtiler, insanın namusunu beş paralık ettiler. Namus için en çok kurban edilenler ise çocuklar, kadınlar, ihtiyarlar, hayvanlar ve tabiat oldu. En çok öldürülenler, en masumlar oldu. Kan kusuyor tabiat, can çekişiyor hayvanlar, insanca ölmeye hasret kaldı ihtiyarlar, çocukluğunu yaşayamadan yuvalarını terk ediyor çocuklar. Güce batan ve sadece güçten korkan biz insanlar yaptık bütün bunları.

İyi insanları kovduk aramızdan, güzel atlara yol verdik. Hep huzurevlerini, tımarhaneleri ve mezarlıkları çalıştırdık iyi insanlar için. Yine de ihtiyarlarımızı tutmaya yetmiyor huzurevlerimiz, tımarhanelere sığmıyor az sayıdaki makul insanımız, mezarlarımız dolup taşıyor masum canlarımızla.

Namussuz bir çağda yaşıyoruz. Yaşar Kemal’in deyişiyle, demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. Güce tapanlar ve güçlüye inananlar, herkesi ve her şeyi kullandılar ve kirlettiler. İyi insanlar güzel atlara bindiler çekip gittiler. Sustuk korktuğumuz için. Sesimizi çıkaramadık sahibi olduğu zannettiğimiz şeyleri kaybetmemek için. Aslında daha en başında kaybetmiştik güçlünün sahnesinde durarak. Sahnede ya sessiz, kendi halinde bir figür olarak duracaktık ya da huzurevine, tımarhaneye, mezara gönderilecektik. Biz yine işin kolayına kaçtık, namusumuzdan taviz verdik, söze inanmadık, güçten korktuk ve güçlülerin, mazlumların kanı ve gözyaşlarıyla inşa ettiği sahnede sessiz olmayı ve kendi halinde bir figüran olmayı kabul ettik onların nomusuyla

Yaşar Kemal, sözün ve insanın namusuna inananlardan ve güzel atları görenlerdendi. O, güce göre değil, nomosa göre yaşadı. Güçten, güçlülerden korkmadığı için İnce Memed gibi efsanevi bir kahraman yarattı. O, İnce Memed karakteriyle namuslu bir hayat nasıl yaşanılacağını ve iyi bir insanın nasıl olunacağını göstermiştir. Sayıları az da olsa İnce Memedler, beyaz atlarıyla aramızda yaşıyorlar. Onlar güçlülerin sahnesinde sessizce durmayı ve kendi halinde bir figür olmayı reddediyorlar. Bir yerlerde bekliyorlar; hala ve her şeye rağmen nomosa inanıyorlar, söze göre yaşıyorlar, güçlerini vicdanlarından alıyorlar, haklı olduklarını ve nihayetinde kazanacaklarını biliyorlar. Güçlülerin sahnesinde indiğimizde dışarıda bir yerlerde beyaz atlarının üzerinde bizi bekleyen namuslu ve iyi insanları görürüz. Yaşar Kemal de onlardan biriydi. 

 

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır