12 Temmuz 2020


Mars’ta Yaşam Arayan İnsanlığın Dünya Halleri!



Abdulkadir AKSU

A- A+

Son bir haftadır Amerika’nın Minneapolis şehrinde siyahi George Floyd adında bir ABD vatandaşının polis tarafından kamera ve onca insanın gözleri önünde tüm haykırışlarına rağmen nefessiz bırakılıp vahşice katledilmesi konuşuluyor. Beyazların da katıldığı on binlerce insanın ırkçılığa karşı protestolarına tanıklık ediyoruz. ABD Başkanı Cumhuriyetçi Trump’ın çoğu zaman olduğu gibi, yaptığı pervasızca ve faşistçe açıklamaları da olayların daha tehlikeli ve şiddetli hale gelmesine neden oldu. Dünyada aşırı sağın, ulusçuluk ve milliyetçiliğin epeyce yükseldiği son yıllarda, kendini muktedir zannedenlerin “diğerleri” üzerindeki baskı ve tehditleri devlet politikası ile desteklenince vahşetin boyutları genişlemektedir.

Irkçılık ve yabancı düşmanlığı yayıldıkça mülteciler, siyahiler, azınlıklar, dini, dili veya kültürleri farklı olanlar için yeryüzü coğrafyasının neredeyse her bölgesinde yaşam giderek daha da zorlaşmaktadır. Mussolini, Hitler, Franco, Stalin gibi yakın tarihin faşist diktatörlerinin izleri henüz çok taze iken yeni diktatörlerin ve ırkçı hareketlerin etkin olarak ortaya çıkması, insanlık için faşizm tehdidinin geçemediğinin açık göstergesidir. 

Ne yazık ki, kimi zaman ten renginden, kimi zaman dilinden, kimi zaman dininden, kimi zaman da kültür farklılığından dolayı katledilen masum insanların manzaraları hiç eksik olmuyor. Bu dehşet tablosu karşısında insanlık değerleri de çürüyor ve adım adım yok oluyor. 

Oysa dünyanın pek çok yerinde soykırım anıtları, trajedilerden örneklerin sergilendiği insanlık müzeleri, toplu mezarlar bize bu sorunun bir ırka, bir dine veya bir kültüre ait olmadığını, aksine insanlığın acilen çözmesi gereken ortak ve en önemli sorunu olduğunu gösteriyor.

George Floyd’un öldürüldüğü zamanlarda yine ABD’de Elon Musk(SpaceX) tarafından ilk kez özel sektör olarak uzaya falcon9 adında bir roket, içindeki mürettebatla birlikte uzaya fırlatıldı. Bu uzay yolcuğunun öncekilerden farkı ve önemi ilk kez özel bir şirket tarafından ‘insanlı’ olması, taşıyıcı roketin dünyaya geri dönebilmesi ve tekrar kullanılabilirliğidir. Muhtemelen bu denemeden sonra nihai hedef olan Mars’ta yaşam ve kolonileşme projesi için daha fazla istek ve çabanın gösterileceğini göreceğiz. Bu hedefe ulaşılır mı, bilinmez ancak dünyaya hâkim olduklarını ve bu nedenle üstün olduklarını zannedenler dünyadan sonra kirletecekleri yeni bir gezegen arıyor!

Dünyada önce var olanı tüketip sonra da kirleten azgın, doyumsuz insan, Mars’ta yeni bir macera peşinde.! Macera diyorum çünkü ayrıldığı yeri kirleterek ve yaşanmaz kılarak yeni yer arayışına girenleri tanımak için yaptıklarına, geride bıraktıklarına bakmak yeterli. Muhtemelen yapacakları da bundan farklı olmayacaktır.

Keşke insan oğlu önce yaşadığı dünyayı imar edip güzelleştirse, sonra da başka gezegenlerde yaşam ve yerleşim arayışını başarabilse…! İnsanlık değerlerinin hakim olacağı ve yeniden imar ederek güzelleştirilecek bir dünyamız, Mars’ta yaşmaktan hem daha ucuz, hem de daha güvenli olduğunu düşünüyorum.!

İnsanoğlu bir kez daha şahit oluyor ki, zaman zaman ateşi sönmüş gibi olsa da yüz yıllardır süregelen ırkçılık, ötekileştirme, diğerlerine egemen olma gibi ruhsal hastalıkların insanlık için tehdit ve tehlike oluşturmaya devam etmektedir. Bu sinsi düşmanı, insanlık değerleri dışında geriletmek imkânına sahip olmadığımıza göre, insanlık değerlerini önceleyerek ve egemen kılarak, farklılıklarımızı kabullenerek, üstünlüğü ve ayırımcılığı ortadan kaldırarak birlikte mücadele etmeliyiz.

Dünya hepimizin ortak yaşam yurdudur, çocuklarımıza emanet olarak bırakacak başka bir yaşam yurdu da yoktur. Dünyada bir sınıfın, bir ırkın üstünlüğünde veya egemenliğinde huzur bulmak da mümkün değildir. Bu nedenle ancak ortak ilkelerimiz olan insanlık değerlerini üstün ve hâkim kılarak barış içinde yaşamayı mümkün kılabiliriz. Irkçılık, birlikte barış içinde yaşamayı tehdit eden en tehlikeli unsurlardan biridir. Hepimiz dünyamıza ve coğrafyamıza barış, adalet, eşitlik inşa etmekten sorumluyuz ve yaşadığımız coğrafyaya borcumuzu ancak bu şekilde ödeyebiliriz.

"Bütün savaşlar iç savaştır, çünkü bütün insanlar kardeştir. Her kişi, insan ırkına, doğduğu ülkeye olan borcundan sonsuz daha fazla borçludur.“

Francois Fenelon

 

 

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır