23 Kasım 2019


Yenilenmek ve Yeni Siyaset



Abdulkadir AKSU

A- A+

Yenilenmek veya yeni bir şeyin ortaya çıkmasını kabullenmek her zaman zor olmuştur. Ülkemiz gibi geleneksel düşüncenin hüküm sürdüğü toplumlarda bu zorluğun derecesi daha yüksektir maalesef. Yenilenme, değişim ve dönüşümün baş döndürücü bir hızla yaşandığı günümüz dünyasında, insanların düşünce yapıları da pek stabil kalamıyor. 

Hangi alanda olursa olsun yeni bir şey yapma iddiasıyla yola çıkıldığında, toplumun, düşünce dünyasını içinde bulunan zamanın ruhuna uygun olarak ne kadar değişip dönüşebileceğini doğru okumak gerektiği kanaatindeyim. Özellikle siyasette iddiası olan herkesin, sadece tarih boyunca süregelen metotlarla değil, 21.yy insanlarının da düşünce dünyalarını çok titiz bir şekilde tahlil edip ona göre bir yol haritalarını çizmesi gerekiyor. 

Ülkemizde son zamanlarda ki yönetimsel tıkanma ve bir nevi kaos ortamı, ekonomik sıkıntılar ve sayabileceğimiz bir çok nedenle, insanların yeni bir arayışa ihtiyaç duymasını da beraberinde getirdi., bu arayışa; toplumun tüketilmeye başlamış umutlarını tekrar doğması, gelecek kaygılarının asgari düzeye indirilmesi, daha huzurlu bir toplum olarak yaşamını sürdürmesi açısından zaman kaybetmeden cevap verilmesi gerekiyor. Öncelikle siyasetin, daha önce yapılmış hatalardan arınması, klasik söylemlerden ziyade zamanın gerektiği söylemlerle, topluma rağmen değil toplumla birlikte yapılacak icraatlarla, hep konuşan değil dinleyen olarak her kesime eşit mesafede hizmet edeceğinin sözünü ilk önce kendine vermiş ve gerçekçi, uygulanabilir programlarla toplumla kucaklaşmak gerekiyor. 

İletişimin bu kadar kolaylaştığı global dünyada her türlü bilgiye ulaşmak da çok kolaylaşmıştır, bu nedenle eskiden süregelen insanları yanıltmak veya yanlış algı oluşturmak suretiyle yapılan politikaların artık çok da fazla karşılık bulacağını düşünmüyorum. Çünkü siyaset yapanların da artık toplumu oyalama politikaları iflas etmiştir. Bu nedenler yeni bir iddia ile yola çıkanların bu değişimi göz ardı etmesinin yanlış olacağı kesindir. Bilgi edinme başta olmak üzere bir çok konuda özgürleşen insanlar, kısıtlamalara rağmen dünyada olup bitenleri anında öğrenip kendileri için de bir talep olarak dile getirmektedirler. Siyasi başarının da artık bu taleplere ne kadar hızlı ve tam cevap vermekle ölçüldüğünü düşünmekteyim. 

Dikkat çekmek istediğim diğer bir konu da, “yeni nesil” dediğimiz kuşağın düşünce dünyalarının ne kadar anlaşılabildiği, ihtiyaç ve taleplerine ne kadar cevap verilebildiğidir. Ne yazık ki şu ana kadar bu kuşakla sağlıklı bir iletişim kurulmadığı gibi fikirlerine, yaşam tarzlarına, taleplerine alaycı bir üslupla yaklaşılmaktadır. Bu da gençliği rencide etmekte, geleceğe yönelik umutlarını zayıflatmaktadır. Yeni siyasetin, gençlerle doğru bir iletişim kurabilmesi için yeni bir dil, söylem geliştirmek zorunda olduğuna inanıyorum. Bugünden daha iyi bir gelecek düşleniyorsa -ki gerekliliği aşikâr- bu kuşağında anlaşılması onlar için yeni politikalar üretilmesi, eğitim alanında köklü bir değişim yapılması gerekiyor. 

Birey ve toplum olarak, gerektiğinde yararlanmak ve unutmamak kaydıyla eskiyi tarih sayfalarında bırakıp yeni olan için çalışmak zorundayız. Bu noktada önemli olan, yeni olanın topluma ne verebildiği, yenilikçilerin kendilerini ne kadar anlatıp ne kadar anlayabildiğidir. Kuşkusuz her toplumun ve konjonktürün kendine özgü koşulları, dinamikleri vardır; önemli olan siyasetçilerin bu dinamikleri ne kadar iyi, doğru anladıklarıdır. Bu okumayı doğru yapacaklarını umuyorum. 

 

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır