19 Eylül 2021


Tırtıldan Hiç Kelebek Olur mu ?



Serhat Şabap

A- A+

Hayatın hızla aktığı, güneşin doğuşuna da batışına da yetişemediğimiz, doğayla temayüz olamayıp, betona hapsolduğumuz bir düzeni el birliğiyle inşa ettik.Doğanın döngüsüne göre değil, metronun akışına göre uyanan, hazır giyim ve gıdanın standartlarına göre yaşayan yani tek bir çark üzerinde işleyen, makine dişlisine dönüştüğümüze dikkat çekerek bir girizgah yapmak istiyorum.

 

Seyyar satıcının sesindeki tınıyı işitmeyen, martıların telaşını göremeyen bir zamanın sahipleri olarak, bir adım öteye garip, alt komşudan bi haber olduk.  

 

Tahammül nedir bilmeyen, hoş görüyü çıkarken evde bırakan bir topluma dönüştük. Uzak kaldık, ırak olduk;  iyiliğe ve güzelliğe, kadre kıymete, eleştiriye tevazuya, bir de içten bir gülüşe..

 

Bütün bunlarla birlikte haksızlık karşısında susan, bizden olmayana düşman kesilen, birbirinden haz etmeyen ve farklılıklarını birer zenginlikten ziyade tehdit olarak algılayan bir sosyal yapıya hapsolduğumuz gerçeğiyle yüzleşmeli ve bu bağlamı sorgulamalıyız. Bu durumun birçok sebebi bulunmakla birlikte  sorunun, temelde kültürel kodlarımızdan kaynaklandığını düşünüyor ve tarihsel travmalarımızda gizli olduğuna inanıyorum.

 

Travmalarımızın ise sosyal hayatın içerisinde dünden bugüne ilmek ilmek işlendiğini,  bunun da ötesinde eğitim sistemiyle birlikte kurumsallaştırıldığını, dün birlikte yaşadığımız unsurların bugün birer öteki olarak değerlendirildiğini ifade edebiliriz.

 

Maalesef eğitim sistemimizin kurumsallaştırdığı tek sorun, ötekileştirme olgusundan da ibaret değil. Bununla birlikte ezberci sistemi de kemikleştirerek düşünmeyen ve hissetmeyen bir yapının taşlarının örüldüğüne dikkat çekmek istiyorum.  

 

Örneklendirmek gerekirse:

 

Sevgi, özlem, merhamet, yahut günlük hayatımızın içerisinde kullandığımız elma, anahtar, kapı vb. sözcükleri ifade ederken, zihnimizde tasavvur eden anlamlarının ‘harflerden’ ibaret kaldığını belirtmek istiyor ve bu durumun ise bizleri düşünmekten ve hissetmekten alıkoyan ezbere yaşanan bir hayata sürüklediğini dikkat çekmek istiyorum.

 

Resim derslerinde çizgiyi taşırdığı için azarlanan, müzik eğitiminde notalara sıkıştırılan, tarihi kronolojiyle anlamlandırmaya çalışan bireylerin, Milli Mücadele tarihine dair sıralı bir malumata sahipken, Anadolu insanının ortak yaşam iradesini özümseyemiyor oluşu, üzücü bir hakikat olarak tezahür etmektedir.

 

Sokaktan mektebe oradan da hayata uzanan bu yolculuğu şekillendiren sistem, bizleri bir makinanın devasa kayaları tek bir kalıpta yonttuğu gibi biçimlendirmektedir.  Biçilen bu kalıplar ise zihinlerimizi eleştirmekten, hayal kurmaktan, hayır! Diyebilmekten, alıkoymaktadır.

 

Fikrini ifade edemeyen ‘tek tip insan modeli’ ise demokratik kültürü ürkütücü, karar almayı riskli atfeden sosyal yapının dokusunu örerek, bizleri birey olmanın özünden/anlamından/sorumluluklarından soyutlamaktadır.

 

Doğal olarak tırtılın kelebeğe dönüşebileceğine inanmayan, hayal kurmaktan çekinen, empatiden ve ötekini anlamaktan da bunun gayretinden de uzak bir toplumun kilometre taşlarını örmüş bulunuyoruz. Tabi ki empatinin, terminolojik anlamına vâkıf, ötekinin ise tehlikeli(!) olduğunu biliyoruz. 

 

Toparlamak gerekirse bugün toplumun hastalıklı olarak nitelendirilen durumlarının, sadece bir sonuç olduğu, sebeplerinin ise daha derine kazındığıdır. Klişeleşen tabirle, sorunun çözümüne giden ilk adımın, hastalığın teşhisinden geçtiğini dikkate aldığımızda, sağlıklı çözüm yollarını inşa edebilmek için lügatımızla, zihnimizdeki kalıplarla ve kurumsallaşan sorunlu sistemlerimizle yüzleşmekten geçtiğine inanıyorum.

 

Bu nokta da ise bugünden yarına, bahsini ettiğim hususların topyekûn bir değişiminin mümkün olmadığı bilinciyle  hareket ederek ilk adımı kendi zihinlerimizde atmanın önemli bir eşik olduğuna/olacağına dikkat çekmek istiyorum.

 

Bir devir daha tırtıldan hiç kelebek olur mu ?

 

Diyenlere kulak asmadan, içimizdeki tırtılın mucizevi bir eda ile gökyüzüne kanatlanacağına dair inancı diri tutarak yarınlara umut ile bakabilmeliyiz..

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır