25 Ekim 2020


Siyasal Özgürlükler Güvenlikçi Devlet Anlayışına Feda Edilmemelidir!



Prof.Dr.Bican ŞAHİN

A- A+

Geçtiğimiz Pazartesi günü İçişleri Bakanlığı’nın tasarrufuyla Diyarbakır, Van ve Mardin belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılıp yerlerine bu illerin valilerinin kayyım olarak atandığı haberi kamuoyunda şok etkisi yarattı. Bu gelişme üzerine Özgürlük Araştırmaları Derneği’ne bir mülakat verdim.  Bu mülakatın metnini sizlerle de paylaşmak isterim. Mülakatta sorulan soruları ve bunlara verdiğim cevapları ilginize sunarım.

1-31 Mart Yerel Seçimlerinin üzerinden henüz 5 ay geçmemişken Diyarbakır, Van ve Mardin Belediye Başkanlarının yerlerine kayyım atanmasının demokratik hak ve özgürlükler açısından anlamı nedir? Bunun Türkiye demokrasisinin seyri açısından sonuçları ne olacaktır?
 

Bir liberal demokraside vatandaşların temel özgürlüklerinden birisi seçme ve seçilme haklarını güvence altına alan siyasal özgürlüklerdir. Siyasal özgürlük, bireylerin kolektif hayatlarını düzenleyen kararların alınmasına katılımını sağlar. Bu siyasal katılım ülke genelinde ve yerel düzeyde olmak üzere iki düzeyde olur. Bu çerçevede, vatandaşlar ülke düzeyinde alınan kararlara genel seçimlerde aday olarak veya belli adaylara oy vererek katılırken, yerel düzeyde alınan kararlara da yerel seçimlerde bizzat aday olarak veya belli adaylara oy vererek katılırlar. Pek tabii ki, bir liberal demokraside siyasal katılım seçme ve seçilme eylemleri ile sınırlı değildir. Ama bu özellik, liberal demokrasinin olmazsa olmazıdır. Şimdi, Diyarbakır, Van ve Mardin belediye başkanlarının göreve gelmelerinin üzerinden henüz 5 ay geçmeden görevden alınmaları vatandaşların yerel düzeyde siyasal katılımını sağlayan seçme ve seçilme özgürlüklerine büyük bir darbe indirilmesi anlamına gelir. Bir liberal demokraside seçilmiş olmak kişileri hukukun üstünde kılmaz. Seçilmişler tüm eylemlerinde hukuka bağlı kalmak durumundadır. Bu çerçevede, seçilmişler görevlerini kötüye kullanmaları halinde bir sonraki seçimi beklemeden hukuk yoluyla görevden uzaklaştırılabilir. Ancak bu istisnai bir durumdur ve somut delillerle desteklenen ciddi suç isnatlarının yargı organı tarafından ivedilikle görüşülüp karara bağlanması gerekir. Haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı yokken üç belediye başkanının görevden uzaklaştırılması, bu eylemin hukuki bir karar olmaktan çok siyasi bir karar olduğu kanısını uyandırmaktadır. 

 

2-Bu uygulamanın bölgeye barış gelmesi açısından sonuçları neler olabilir?
 

Kürt meselesi, temelde siyasi bir meseledir ve nihai olarak çözüm siyasal alanda gerçekleşecektir. Pek tabii ki, Kürt meselesinin terör boyutu vardır ve bu tehdide karşı devlet güvenlik güçleri aracılığıyla mücadele edecektir. Ancak, geçmiş 35 yıllık tecrübe gösterdi ki, sadece güvenlikçi yaklaşımla bu sorunun çözümü mümkün değildir. Terör ile kararlılıkla mücadele edilirken, siyasete de en geniş alan açılmalı, Kürt vatandaşların taleplerini meşru siyasi yollarla sisteme iletmelerinin önü açılmalıdır. Bunu yapmak yerine, ülke genelinde katılımlarını seçtikleri milletvekillerini mahkum ederek; yerel düzeyde katılımlarını seçtikleri belediye başkanlarını görevden alarak engellemek, Kürt vatandaşlarının gözünde siyasal sistemin meşruiyetini sıfırlayacaktır. Bu da onların, sistemin içinde kalarak taleplerini siyasal yollardan dile getirmek yerine siyaset dışı yollarla ayrılıkçı taleplerde bulunmalarına neden olacaktır.

3- Bu uygulamanın demokratik bir ülkede merkezi ve yerel idare arasında olması gereken iktidar paylaşımı açısından sonuçları nelerdir?

Bir liberal demokraside, devlet iktidarını sınırlandırmanın bir yolu da gücün/iktidarın merkezi idare ile yerel idareler arasında bölünmesidir. Tüm gücün bir merkezde bulunması ve bu gücün onu kötüye kullanacakların eline geçmesi halinde, birey haklarını korumanın imkanı kalmayacaktır. Türkiye’de öteden beri merkezi idare yerel idare üzerinde hakim konumda olmuştur. Bu durum, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında daha da pekişmiştir. Bugün, merkezi idare, yerel idarenin seçilmiş temsilcilerini bir idari karar ile görevden alıp yerlerine kendi memurlarını atayabilmektedir. Bu gerek birey haklarının korunması gerekse de Türkiye’de liberal demokrasinin yerleşmesi açısında büyük bir sorun teşkil etmektedir.

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır