25 Haziran 2022


Nasıl Bir Türkiye İstiyoruz?



Serhat Şabap

A- A+

Fuat Keyman’ın geçtiğimiz günlerde kaleme aldığı “Kimlikler Türkiye’sinden ‘Değerler Türkiye’sine’ geçmek mümkün mü?” başlıklı yazısında belirttiği üzere; Türkiye’de yıkıcı siyasi kutuplaşma, duygusal kutuplaşma ile birleşmiş durumda.

Farklı kimliklere, kurumlara ve partilere ise güven azaldı. Kimlik siyasetinden yorgun düşmüş ve hayat pahalılığı ile mücadele eden toplumun, sisteminde mutabık kalacağı bir Türkiye’yi inşa etmenin zamanı geçiyor!

Keyman’ın yazısında vurguladığı üzere kimlik merkezli politikalar, sosyal yapımızda derin çatlaklar oluşturarak bizleri birbirimize karşı bir tehdit unsuruna dönüştürdü.

Söz konusu tehdidin sebep olabileceği olumsuzlukları dikkate aldığımızda sağduyu temelli, değerler merkezli bir politikayla inşa edilecek Türkiye’ye olan ihtiyacımız ise artık hayati önem taşımaktadır. 

Peki sağduyu temelli politikanın inşası ve değerler merkezli bir siyaset mümkün mü?

Türkiye’de politikanın, toplum üzerindeki yönlendirici etkisinin böyle bir dönüşümü mümkün kılacağını düşünüyorum. Bunun için de öncelikli koşulun; kimlik siyasetinden arınmış, geçmişi hamasetten ziyade bir rehber olarak görebilen, dünüyle yüzleşebilme cesaretine ve ferasetine sahip siyasilerin öncülüğünde oluşturulabileceğine inanmaktayım.

Evet, benim ki sadece bir inanç.

Çünkü inanmaktan ve bu doğrultuda gayret etmekten başka yapabileceğimiz bir şey kalmadı.

Sivil toplumun hareket kabiliyetinin daraldığı, üniversitelerin bilimsellikten uzaklaştığı, medyanın tekelleştiği, haktan yana irade beyan eden aktörlerin sahne dışı kaldığı, militarizmin karşılık bulduğu, kötülüğün sıradanlaştığı bir atmosferde yapılabilecek yegâne şey inanmaktır!

Değişime, dönüşüme ve hukukun egemen olacağı bir Türkiye’ye inanmak!

Sosyal güvenin yerle yeksan olduğu bir zamanda bunu nasıl başarabiliriz?

Sahip olduğumuz en değerli sermaye hayallerimizdir. Yarına dair kurduğumuz hülyalara sıkı sıkı tutunmalıyız. Geceleri başımızı yastığa koyduğumuzda nasıl bir Türkiye istediğimizi düşleyerek başlayabiliriz!

Yahut “sen nasıl bir Türkiye istiyorsun?” sorusunu muhataplarımıza yöneltebiliriz.

Bu hayallerin bizleri arzu ettiğimiz geleceğe götüreceğine inanıyorum. Çünkü hayal eden insan, bunun gerçekleşmesi doğrultusunda gözlerini açar. Eskilerin bu durumu tarif ettiği çok anlamlı bir sözü vardır: “Gece neye niyet edersen sabah ona uyanırsın.”

Şimdi niyetimizi değiştirmenin vakti.

Artık doğru soruyu tartışmamız gerekiyor.

Hep birlikte bütün mecralarda, köşe yazılarında, tv programlarında, Podcast’lerde, nasıl bir Türkiye tahayyül ettiğimizi tartışalım.

Değerlerin evrenselliğini müzakere edelim ve mümkünse önce kendimizden başlayalım.

Ben, hak ve adaletin merkezde olduğu, hukukun kurumsallaştığı, sosyal dokunun güven ile sarmalandığı, her inancın özgürleştirildiği, yoksulluk intiharlarının son bulduğu, rasyonalitenin karşılığının olduğu, değerlerin istismar edilmediği, ötekilerin el ele tutuşabildiği, liyakatin esas olduğu, fırsat eşitliğinin sağlandığı, dünya ile rekabet edebilen bir Türkiye istiyorum.

Peki ya siz Nasıl Bir Türkiye istiyorsunuz?                   

 

Yorumlar (0)



Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır